Dedem ve Diğerleri
Sanırım mevsim yaz. Kar yokmuş, kış olması mümkün değilmiş. Çiçekler rengarenk değilmiş, bahar da olamazmış, ağaçlar yaprak dökmüş ama sarı değilmiş. Demek ki yazmış. Neyse, bunlar önemsiz detaylaR tabii. Asıl şunu anlatacağım: Bizim köyde, derekenarında dört tane söğüt varmış, altlarında da dört adam oturuyormuş.
En uzun boylu olan, kirli sakallı adam, "Benden iyi eşek olur, her yükü taşıyorum," demiş. Orta boylu, bira göbekli, orta yaşlı adamsa, "Benden de iyi domuz olur, hem kötü gülüyorum, hem de kimse sevmiyor beni, ee göbeğim de uygun bu duruma," demiş. Cılız, çirkin mi çirkin, tiz sesli herif de, "Benden olsa olsa sinek olur, bu boyla bu tiple her buruna girerim" demiş. Dördüncü adam, oldukça heybetli, sarı saçlı, mavi gözlü, takım elbiseli adam ise, ağaçların altında sandalyede oturan tek kişi olarak, "Benden olsa olsa insan olur, bu mükemmellikle başka ne olabilirim ki zaten?" demiş.
Diğer üç adam, kızgın bir ses tonuyla, "Hepimiz insanız, neden sen kendini tekrar insan yapıyorsun da biz hayvan oluyoruz?" diye hiddetlendiler. Sarışın adam ise, "Allah beni seviyor, güzel yaratmış demek ki insan olarak kalmamı istiyor, sizler ise kazara yaratılmış gibisiniz," demiş.
Öfkelenen üç adam, sarışın adamı sandalyesiyle birlikte dereye itmiş. "Ben yüzemem, yardım edin!" diye bağıran adama, "Ee, hani Allah güzel yaratmıştı, yüzme yeteneği eklemeyi unutmuş mu?" diye gülerek bağırmışlar. Sonra, bu üç domuz, eşek ve sinek sallana sallana evlerinin yolunu tutmuş. Dere boyunca savrulan adam ise, derenin bambaşka ucunda bambaşka bir söğüdün altında dedeme denk gelmiş. Dedem de suda çırpınıyormuş. İkisi aynı oduna tutunarak suyun üstünde kalmışlar.
Adam, "Seni de mi kötü arkadaşların suya itti?" demiş dedeme. Dedem de, "Evet, Allah beni sevmiyormuş, o