#Bölüm 10 : Truva Savaşında Bir At 🐎
Tarih, M.Ö. 12. yüzyıl civarı… Akalar, kraliçeleri Helen’i geri almak için Truva’ya saldırıyor.
Sparta Kralı Memiş’in sağ kolu olan dedem, tarihte ilk kez kafasını kullanarak, Truva şehrine girmenin tek yolunun kocaman bir at heykeli yapmak ve içine asker doldurmak olduğunu söylüyor.
Sparta Kralı, o güne dek hiçbir işine yaramayan, sırf sevaptır diyerek tuttuğu sağ kolunun fikrini duyunca şaşkına dönüyor. "Tamam, yapalım şu atı."diyor.
Dedem, beynini ilk kez kullandığından daha büyük faydalar sağlayabileceğine inanmış olmalı ki, atın çiziminden yapımına, şehir krokisinden askeri stratejiye kadar her şeyi kendi yapmak istiyor.
Kral, yine sevaptır diyerek, "İyi, yap madem." diyor.
Dedem, bir elinde harita, bir elinde çekiç, at yapmaya ve atın gideceği yolu planlamaya başlıyor. Üç ayın sonunda, kocaman bir ahşap at ve içine binecek 30 asker hazır oluyor.
Önde, içinde askerler saklı olan at; arkada gizlenerek ilerleyen ordu, Truva şehrine varıyor. İşte olaylar tam da burada karışıyor.
Gecenin en karanlık saatinde askerler attan çıkıyor, ordular şehri kuşatıyor, dedem de Truva’ya iniyor. Ancak herkes önce gizlice Yunan askerlerini öldürüp Helen’i aramaya koyulurken, Yunan ordusu durumu fark edip savunmaya geçiyor. Kanlı bir savaş başlıyor.
Bir zindanda hapsedilmiş halde Helen’i bulan dedem, onun güzelliği karşısında şaşkına dönüyor. İlk görüşte aşk dedikleri olay işte tam o anda gerçekleşiyor. Helen’i zindandan çıkarıyor, bir siyah ata bindiriyor, ardından kendisi de atlayıp sürüyor günlerce.
Helen, onca orman yolunun arasında kendi memleketine benzeyen tek bir yer bile göremeyince dayanamayıp soruyor:
"Nereye götürüyorsun Timeşek?"
Dedem gururla cevap veriyor:
"Seni kaçırıyorum Helen, bizim köye götüreceğim. Anneme gelin