Torun Timeşek

Torun Timeşek
@Amanha
Tavoloji
Dede mesleği
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Hiçbir Şey Mantıklı Değil
Bölüm 7: Haçlılar Papa II. Urbanus, Clermont Konseyi'nde Haçlı Seferleri’ni başlatacak konuşmasını yapmaya hazırlanıyordu. Herkes, papanın Kudüs ve Ortadoğu üzerindeki hakimiyetinin yaratacağı etkinin farkındaydı ,dedem hariç. Dedem de diğer herkes gibi konuşmanın yapılacağı Clermont Sarayı’nda yerini almıştı. Uzun boyu sebebiyle salonun en arkasına itilmişti. Ancak onun orada bulunma amacı diğerlerinden farklıydı. Salonda herkes, "Kudüs bizim!" sloganları atıyordu. Papa ise, "Sadece Kudüs değil, cennet de bizim olacak!" diyerek kalabalığı coşturuyordu. "Seferler yapacağız, her yeri ele geçireceğiz! Herkes dinimizin gerekliliklerini yerine getirecek!" diye haykırıyordu. Salondakiler kılıçlarını havaya kaldırıp zafer çığlıkları atarken, papanın yardımcısı salon çıkışına bir otobüs park etmiş, çıkan herkesin kafasına kutsal çay paketleri atıyordu. Dedem,kafasına düşen çayı koltuğunun altına sıkıştırıp yola koyuldu. Müslüman birliklerinin bulunduğu hana giderek olup biteni anlattı. Casus olmanın havalı tarafları bir yana dursun, beş kuruş para kazanamayan dedem, Haçlı Seferleri başlamasın diye uğraşırken aç susuz sokaklarda dolanıyordu. Ara sıra düşünüyor ve kendince hesaplar yapıyordu: "Haçlılar çay veriyor, cennet veriyor, kutsal toprak veriyor… Bizimkiler ise ancak su verip bilgi alıyor." Avrupa'da çalışma şartlarının daha iyi olduğunu düşünen dedem, Haçlı casusu olmaya karar verdi. Bundan sonra düzenli olarak hacı ve hocaların konuşmalarının planlarını Papa'ya aktarmaya başladı. Papa ise karşılığında altın, makarna, kömür ne varsa dedeme veriyordu. Hatta bir süre sonra Papa, dedemi o kadar sevdi ki, ona "yavru kuzum" demeye başladı. Makarna, kuzu, cennet vaadi derken, dedemin zihninde birtakım ampuller yanmaya başladı. Ancak gururdan zerre nasibini almamış olan
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kötü resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım
Hiçbir Şey Mantıklı Değil
Bölüm 6: Bir Dikiş Meselesi Günlerden bir gün, dedem giyinmiş kuşanmış, İskender’in Termessos kuşatmasına katılmak üzere yola çıkıyor. Ordular nizami şekilde dizilmiş, İskender kılıcını çekip konuşmasını yapıyor. Bölüğün en arkasında, elinde iPhone 16s ile video çeken biri var: Dedem Timeşek. "Evet dostlar, savaş meydanı, er meydanı! Yine olmamız gereken yerdeyiz. Arazi engebeli, atlarımız güçlü, kılıcımız keskin! Bu vadiyi bu kez geçeceğiz!" Yorumlar bir anda patlıyor: ❤️ Aşko, link bırakır mısın? 🎈 Kıyafetlerini çek, boydan göster! 🎉 Konfetiiiiii! Ordu kuşatmaya hazırlanıyor ama dedem umursamıyor. Ayağa kalkıp asker kıyafetlerini gösteren saçma sapan hareketler yaparken… pantolonu yırtılıyor. Askerler bu manzara karşısında gülmekten yerlere yatıyor. Yorumlar coşmuş durumda: “LOL” Dedem canlı yayını apar topar kapatıp terzi çadırına koşuyor. İskender, askerlerin neden kahkahalar attığını anlamaya çalışırken kuşatma, gülmekten kendine gelemeyen birlikler yüzünden 1 gün erteleniyor. Dedem, şaman olan Terzi Bacı’ya pantolonu diktirmek istiyor. Ancak Terzi Bacı eline iğneyi almadan şöyle diyor: "Dikiş, yırtığı değil hikâyeyi birleştirir." Dedem, bu anlamsız cümle karşısında ne diyeceğini bilemiyor. Terzi Bacı, kuşatmayı erteleyen bu olaydan dolayı öfkesinden kudurmuş olmalı ki pantolonu dikmiyor. Dedem, koca vadinin ortasında yırtık pantolonla 1 gün dolaşıyor.
Hiçbir Şey Mantıklı Değil
Bölüm 5: Uzunlar Zaten Serengeti’de yayılan ceylanlar ve aç bir aslan… Bir de ne oluyor orada diye merakla çayıra koşan dedem Timeşek. Dedem Timeşek, yine görev bildiği bir işin ortasında buluyor kendini. Tarih MS 250 olsa gerek. Mamutlar var mı, yok mu bilmiyorum ama dedem, uzun bacakları, kısa gövdesi ve çekici yüz hatlarıyla etkileyecek tek bir kadın bile bulamamışken bir anda kendini ceylan sürüsünün içinde buluyor. Sürüye saldırmak için pusuda bekleyen aslan, dedemi kolay lokma olarak görmüş olmalı ki ona doğru hızla koşmaya başlıyor. Düz çayırlarda "İmdat! İmdat!" diye bağırarak kaçan dedemin gözü, onunla aynı hizada koşan bir zürafaya takılıyor. Resmen aynı bacak boyuna sahipler, ancak zürafanın bedeni daha yassı. Oksijen azalmasından olsa gerek, dedem zürafanın kendisinden kaslı olmasını gururuna yediremiyor ve: “Hadi yarışalım, geride kalan ölür!” diyor. Zürafa, “Tamam, olur.” diye yanıt vererek koşmaya devam ediyor. İlerideki zeytin ağacını bitiş noktası olarak belirleyen dedem, tüm gücüyle koşmaya başlıyor. Kaslı zürafa ve peşlerinden gelen aç aslan da hız kesmeden ilerliyor. O ana kadar avının tek olduğunu düşünen aslan, bir anda karşısında iki hedef olduğunu fark edince: “Ya Rabbim, ne büyüksün! Benim görmediğim rızkı bile önüme çıkartıyorsun.”diye sevinçle kükreyerek hızlanıyor. Aslan arkada, bizimkiler önde koşarken birdenbire bir korna sesi duyuluyor. Serengeti’nin yahşi kovboyu Jemlak! Kafasında şapkası, altında simsiyah atı ve elinde bir korna ile beliriyor. “Çabuk atla dostum, seni kurtarayım!” diyor. Ama dedemin gözünü kazanma hırsı öylesine bürümüş ki, aslanı bile umursamıyor ve: “Zeytin ağacına yarışıyoruz! Ödül, arkadaki aslan. İlk varan, aslanı ve bölgenin hâkimiyetini alır!” diye bağırıyor. Jemlak, bu garip duruma sebepsizce adapte
Hiçbir Şey Mantıklı Değil
‎ ‎ Bölüm 4: Dedem Timeşek Delirdi ‎ ‎Dönemin başbakanı RTmantay , vergi üstüne vergi talep ediyordu. Damarlarında sosyalizm dolaşan dedem, bu yeni çağ sömürüsüne karşı durmaya kararlıydı. ‎ ‎Bölgedeki tüm çiftliklere gidiyor, halkı isyan etmeye davet ediyordu. ‎ ‎Yanına ünlü düşünür Platon’u da alan dedem; etik, ahlak, eşitlik, hak, hukuk ve adalet kavramlarını herkese anlatıyordu. ‎ ‎Sonra bir gün “Köylünün Dostu Kemal” sloganıyla, tüm köylerde sadece yürüyen bir dayı olduğunu öğrendi. ‎ ‎Platon’a döndü ve “Bu emperyalist düzene karşı duracağız, güçleneceğiz! Gidip bulalım Köylü Kemal’i, hep birlikte hareket edelim!”dedi. ‎ ‎Platon başını salladı ve şöyle dedi: ‎ ‎“Unutma Timeşek, mutluluk bilgiyle kazanılır, vergiyle kaybedilir.” ‎ ‎Bu söz, vergilerin onları ne kadar üzdüğünü bir kez daha hatırlattı. ‎ ‎Birlikte Köylü Kemal’i aramak için yola koyulan ikili, yolda türlü sıkıntılarla karşılaştılar... ‎ ‎Karşılaştıkları herkes, “Kemal gelecek, dert bitecek!”diyordu. ‎ ‎Yolda ak sakallı bir dede gören ikili hemen atıldı: ‎ ‎“Dayı, kim bu Kemal? Nerede, nasıl buluruz?” ‎ ‎Ak sakallı dede sakin bir sesle dedi ki: ‎ ‎“Ben Kemal… Geliyorum.”