Bölüm 7: Haçlılar
Papa II. Urbanus, Clermont Konseyi'nde Haçlı Seferleri’ni başlatacak konuşmasını yapmaya hazırlanıyordu. Herkes, papanın Kudüs ve Ortadoğu üzerindeki hakimiyetinin yaratacağı etkinin farkındaydı ,dedem hariç.
Dedem de diğer herkes gibi konuşmanın yapılacağı Clermont Sarayı’nda yerini almıştı. Uzun boyu sebebiyle salonun en arkasına itilmişti. Ancak onun orada bulunma amacı diğerlerinden farklıydı. Salonda herkes, "Kudüs bizim!" sloganları atıyordu. Papa ise, "Sadece Kudüs değil, cennet de bizim olacak!" diyerek kalabalığı coşturuyordu. "Seferler yapacağız, her yeri ele geçireceğiz! Herkes dinimizin gerekliliklerini yerine getirecek!" diye haykırıyordu. Salondakiler kılıçlarını havaya kaldırıp zafer çığlıkları atarken, papanın yardımcısı salon çıkışına bir otobüs park etmiş, çıkan herkesin kafasına kutsal çay paketleri atıyordu.
Dedem,kafasına düşen çayı koltuğunun altına sıkıştırıp yola koyuldu. Müslüman birliklerinin bulunduğu hana giderek olup biteni anlattı. Casus olmanın havalı tarafları bir yana dursun, beş kuruş para kazanamayan dedem, Haçlı Seferleri başlamasın diye uğraşırken aç susuz sokaklarda dolanıyordu. Ara sıra düşünüyor ve kendince hesaplar yapıyordu: "Haçlılar çay veriyor, cennet veriyor, kutsal toprak veriyor… Bizimkiler ise ancak su verip bilgi alıyor." Avrupa'da çalışma şartlarının daha iyi olduğunu düşünen dedem, Haçlı casusu olmaya karar verdi.
Bundan sonra düzenli olarak hacı ve hocaların konuşmalarının planlarını Papa'ya aktarmaya başladı. Papa ise karşılığında altın, makarna, kömür ne varsa dedeme veriyordu. Hatta bir süre sonra Papa, dedemi o kadar sevdi ki, ona "yavru kuzum" demeye başladı. Makarna, kuzu, cennet vaadi derken, dedemin zihninde birtakım ampuller yanmaya başladı.
Ancak gururdan zerre nasibini almamış olan