Şeffaflık toplumunun içinden geçer. Ancak şeffaflığın ortamı niteliğini taşıyan dijital ağ hiçbir ahlaki buyruğa tabi değildir. Geleneksel olarak hakikatin teolojik-metafizik ortamı olagelmiş yürekten yoksundur adeta. Kardiyografik değil, pornografiktir. Dahası ekonomik panoptikonlar da ortaya çıkarır. Yüreğin ahlaki arınması değil, maksimum kâr, maksimum dikkattir amaçlanan. Işıklandırma kazancın maksimumunu vadeder.
Sosyal medya ve kişiselleştirilmiş arama motorları internette dışarısının ortadan kaldırılmış olduğu mutlak bir yakın alan oluşturur. Burada insan yalnızca kendisi ve kendisi gibi olanlarla karşılaşır. Değişimi mümkün kılacak hiçbir olumsuzluk yoktur artık. Bu dijital mahalle insana sadece hoşuna gideceği kesimlerini sunar dünyanın. Böylelikle de kamusal alanı, kamusal ve hatta eleştirel bilinci ortadan kaldırarak dünyayı özelleştirir. İnternet mahrem bir alana, rahatlık ortamına dönüşür. Her türlü uzaklıktan arınmış yakınlık da şeffaflığın dışavurum biçimlerinden biridir.
Çıplaklık Hıristiyan geleneğinde “silinmez bir teolojik imza” taşır. Agamben’in tezine göre Âdem ve Havva İlk Günah’tan önce çıplak değil bir “merhamet giysisi” ya da “ışık giysisi” ile örtülüydüler. İşledikleri günah ilahi giysilerinden olmalarına yol açtı. Çırılçıplak kalınca örtünmek zorunda hissettiler kendilerini. Buna göre çıplaklık merhamet giysisinin yitirilişi anlamına gelir.