Kalp bize bir amaç verir ama akıl bize yol gösterir, yöntemi belirler. Sağlam bir planın olmadan tutkunun bir anlamı yoktur. Bir şey istemek onun olmasını sağlamaz.
Erişkin yaşamdaki tekrarlayan travma, kişiliğin daha önce biçimlenmiş yapısını kemirir fakat çocukluktaki tekrarlayan travma kişiliği biçimlendirir ve çarpıtır.
Freud (1920), 100 yıldan uzun bir süre önce, travmatik stresten kaynaklanan düzensizliklerin yalnızca sözcüklerle değil, aynı zamanda "eylem" yoluyla ele alınması gerektiğini vurgulayan bir davranışsal tepkiyi gözlemledi. Bu tepkiye "tekrarlama dürtüsü" adını verdi ve üzücü olayları hatırlamayan bireylerin bu deneyimleri hem tedavi sürecinde hem de günlük yaşamda tekrar etme olasılığının yüksek olduğunu belirtti.