aşk, aslında tek
başlarına, aşksız var olamayacak, aşkla birlikte sona eren hazlarda bir kanıt, bir süreklilik garantisi
bulmaya o kadar ihtiyaç gösterir ki, Swann saat yedide Odette'ten ayrılıp evine giyinmeye giderken, kupa arabasında yol boyunca, bu öğle sonrasının kendisine yaşattığı mutlulukla dolup taşarak, "Bulunması bu kadar zor olan bir şeyi, güzel bir çayı evinde daima bulabileceğim böyle sevimli bir
kızla birliktelik hoş olurdu doğrusu," diye tekrarlayıp durmuştu kendi kendine.
Onu seviyordum, ona hakaret edecek, onu incitecek, beni hatırlamaya zorlayacak vakti ve ilhamı bulamadığıma hayıflanıyordum. O kadar güzel buluyordum ki onu, geri dönüp omuz silkerek, "Bence çok çirkin ve gülünçsünüz, iğreniyorum sizden!" diye bağırabilmek isterdim.
Kavga etmek ve suçlamak kimi zaman, bir yöne ya da diğerine doğru adım atmaya hazır olmadığımız zamanlarda, hem statükoyu korumak hem de statükoya başkaldırmak amacıyla kullandığımız bir yoldur.
İlişkide yeterince “biz” yoksa ne olur? Sonuç, “duygusal boşanma”
olabilir. İki insan, kişisel duygu ya da deneyimlerini paylaşmadıkları, boş kabuğa dönüşmüş bir evliliğin içinde, birbirlerinden soyutlanmış ve yalnız kalırlar. “Ayrılık gücü” egemen olduğunda taraflardan biri, ya da
her ikisi birden “Sana ihtiyacım yok” tutumunu takınır; oysa bu, hiç de
özerk bir konum değildir. İlişkide kavga belki az yaşanır, ama yakınlık da o denli azdır.