İzninizle ilk önce kitabı okuma hikayemden biraz bahsedeyim; askerlik yaptığım yerdeki (İzmir-Aliağa) kütüphaneye gidip ödünç kitap alarak boş vakitlerimi değerlendirmek istiyordum. Kütüphaneye giderken aklımda belli bir kitap yoktu seçenekler arasından karar verecektim. Kütüphane görevlisi kayıt için kimliğimin fotokopisini istedi ve beni az ilerideki kırtasiyeye gönderdi. Kırtasiyenin ismiyle birlikte alacağım kitap belirlenmiş oldu ‘Semerkant’...
Kitap kendi içinde iki ayrı bölüm ama tek amaç: Ruabiyat.
Birinci bölüm: Binli yılların başı ve çağa damga vurmuş üç şahsiyet; Ruabiyatın sahibi şair, gökbilimci, matematikçi Hayyam, Selçuklu imparatorluğu ile şehirlere hükmeden vezir Nizamülmülk ve Alamut kalesinin başı, Haşhaşilerin lideri Hasan Sabbah...
Ömer Hayyam çerçevesinde ilerliyor kitap iyiki de öyle oluyor çünkü Hayyam, hem Sabbah’ın hemde Nizamülmülk’ün yaşamlarında büyük etki yaratıyor.
Ömer’le birlikte Semerkant sokaklarında yürüyor, Sabbah ile birlikte Alamut’a çıkıyor yeri geliyor Nizamülmülk ile koca Selçuklu’yu Alpaslan’ı, Melikşah’ı tanıyorsunuz.
İkinci bölüm: İran’ın bağımsızlığını kazanmasından kesitler ve Hayyam’ın Ruabiyat’ının sonu Titanik’te biten, nesilden nesile devam eden serüvenler...
Ben, böyle tarihten kesitler oluşturan kitapları hep çok sevmişimdir ve Amin Maalouf geniş Doğu bilgisi ile bunu bu kitapta da iyice hissettirmiş.
Velhasıl kelam okuyun :)
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,7bin okunma
Yoksulları kobay olarak kullanıp, yöntem başarılı olursa zenginlere uyguluyorlardı. Yöntem başarılı olmamışsa başka yöntemlerin denenebileceği yoksullar vardı.