maalesef

maalesef
@Anchor
Az çoktur
8/10
·249 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 23:53
İzninizle ilk önce kitabı okuma hikayemden biraz bahsedeyim; askerlik yaptığım yerdeki (İzmir-Aliağa) kütüphaneye gidip ödünç kitap alarak boş vakitlerimi değerlendirmek istiyordum. Kütüphaneye giderken aklımda belli bir kitap yoktu seçenekler arasından karar verecektim. Kütüphane görevlisi kayıt için kimliğimin fotokopisini istedi ve beni az ilerideki kırtasiyeye gönderdi. Kırtasiyenin ismiyle birlikte alacağım kitap belirlenmiş oldu ‘Semerkant’... Kitap kendi içinde iki ayrı bölüm ama tek amaç: Ruabiyat. Birinci bölüm: Binli yılların başı ve çağa damga vurmuş üç şahsiyet; Ruabiyatın sahibi şair, gökbilimci, matematikçi Hayyam, Selçuklu imparatorluğu ile şehirlere hükmeden vezir Nizamülmülk ve Alamut kalesinin başı, Haşhaşilerin lideri Hasan Sabbah... Ömer Hayyam çerçevesinde ilerliyor kitap iyiki de öyle oluyor çünkü Hayyam, hem Sabbah’ın hemde Nizamülmülk’ün yaşamlarında büyük etki yaratıyor. Ömer’le birlikte Semerkant sokaklarında yürüyor, Sabbah ile birlikte Alamut’a çıkıyor yeri geliyor Nizamülmülk ile koca Selçuklu’yu Alpaslan’ı, Melikşah’ı tanıyorsunuz. İkinci bölüm: İran’ın bağımsızlığını kazanmasından kesitler ve Hayyam’ın Ruabiyat’ının sonu Titanik’te biten, nesilden nesile devam eden serüvenler... Ben, böyle tarihten kesitler oluşturan kitapları hep çok sevmişimdir ve Amin Maalouf geniş Doğu bilgisi ile bunu bu kitapta da iyice hissettirmiş. Velhasıl kelam okuyun :)
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,7bin okunma
Reklam
7/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2018 17:43
Okuduğum ilk Bukowski romanıydı, açıkcası iyiki de ilk olmuş çünkü ileride kitaplarını okuyacağım insanın hayata nasıl başladığını, çocukluğunu, gençliğini nasıl geçirdiğini kendi ağzından, kendi kaleminden öğrenmek çok güzeldi. Kitaba gelecek olursak eğer Bukowski’nin kalemini, üslubunu çok çok iyi anlıyoruz kitapta. Asla kendini birilerine beğendirmeye çalışmayan, sırf ticari amaçlar uğruna yazılmış yapmacık söylevlerin dışındadır bu kitap. Kitabın bu kadar çok sevilmesi ve aynı şekilde kendi nazarımda da sevmemin sebebi bence yazarın samimiyetidir. Hiç çekinmeden aklından o an ne geçiyorsa yazmış sanki yazar. Argoymuş, ayıpmış, yanlış anlaşılabilirmiş falan hiç takmamış. Çocukluk, gençlik, okul, ailesel sorunlarını okurla paylaşan Bukowski; bizimde hayatımızın belirli kesitlerinde kendimizden parçalar bulmamızı sağlıyor romanda.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2018 22:14
Zaten çok popüler bir kitap, metroda-otobüste, üniversitede insanların elinde gördüğüm olmuştu o yüzden hep merakımı çekmişti ama okumayı baya ertelemiştim arkadaşımın vesilesi ile okuma fırsatı buldum iyiki de bulmuşum. Tüm serinin kapak tasarımı için yayın ekibini ayrıca tebrik ederim hem marjinal biraz farklı, hemde kitapçıda direk göze çarpıp ilgi çekiyor. John Verdon polisiye, suç, gizem konularını çok iyi işleyip edebiyatla, betimlemelerle çok güzel harmanlamış. Okurken kendinizi karakterlerin yerlerine koyup olayın içindeymişsiniz gibi hissettiriyor insana. Katili çok güzel saklamış John Verdon, ortaya çıkana kadar acaba kim diyerek tüm karakterleri kuşku içinde tek tek sorgulamanızı gerektiriyor neredeyse. Bu kitabı inceleyip bir kişiden bahsetmezsem ayıp etmiş olurdum; Madeleine. Ana karakter kadar romanda çok fazla ismi geçmesede şahsımca adından çokça söz edilmesi gereken bir karakter. Sanırım benimde hayatımda yapmayı çok sevdiğim davranışlarla çok ilgimi ve merakımı çekti. Olaylara bakış açısı, sakin ve durağan hali ve olayları hep dışarıdan izleyip en doğru sonuçlara varması falan hoş şeylerdi. Tabiki ünlü dedektifimiz Dave Gurney... Aslında kitaptan bir alıntı onu çok güzel özetler ‘aklı, hiç çıkışı ve bitişi olmayan bir yarış pisti gibiydi’ zekası, popüleritesi, farklı düşünce tarzı ve cesaretiyle romanı ve her ne kadar okumasamda tüm seriyi sırtlayıp çok güzel taşımışa benziyor çokta yakışmış. Polisiye, gerilim, macera ve bilmece çözmeyi severler için çok güzel bir kitap tavsiye ederim. Sayfa sayısı çokmuş gibi gelsede olayların birbirini takibi sizi hep merakta bırakıyor bu sebeple de kısa sürede bitirmenizi sağlayıp serinin diğer kitaplarınıda edinme isteği oluşturuyor bende tüm seriyi kitaplığıma ekleyip okumayı istiyorum umarım en kısa zamanda
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,648 okunma
8/10
·475 syf.··
2018 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2018 21:56
Aslında bu kitabı okumam tamamen tesadüf şöyle ki; ben sınava hazırlanırken arkadaşım okuyordu kitabı, bende sınava çalışmaya başlamadan önce, molalarda ve sonra okudum. Hep biraz biraz tadı damağımda kala kala okudum sürekli mola verip kitabı okuyordum ve kitabı okurken biraz daha biraz daha diye diye içimi kemirmeme sebep oluyordu. Kendi çapımda naçizane incelemem ise şöyle: Öncelikle yazar başlarda her karakteri birbirinden bağımsız bir şekilde anlattığı için bu karakterler ne zaman, nerede, nasıl bir şekilde bir araya gelecekler diye bir soruyu en baştan beyninize sokuyor. Fizik, metafizik, matematik, tıp, felsefe gibi birçok bilim dalını içinde sentez etmesi beni en çok cezbeden nokta oldu kitapta. Gerçekte yapılmış ‘’Laplace şeytanı, Einstein’in teorisi, Heisenberg (Breaking Bad’ten bu isme büyük sempatim var) belirsizlik ilkesi, Schrödinger’in kedisi ” gibi deneyleri hem açıklayıp hem de romanın olay örgüsüne renk olarak katması çok hoşuma gitti. Kitabın konusu bilim-kurgu mu polisiye mi kararsız kalıyor insan ama kesinlikle en kısa zamanda Adam Fawer’in diğer kitaplarınıda alma isteği oluşturuyor. İlk olarak ‘empati’ kitabını almayı düşünüyorum umarım onuda böyle zevkle okurum.
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,4bin okunma
8/10
·222 syf.··
2018 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2018 18:18
Bu kitap için sadece ama sadece “Ah Yusuf!” desek kafi gelir aslında fakat madem inceleme yapacaz bir kaç kelam etmek istedim. Şahsıma göre Türkiye’nin en naif insanlarından biri olan Sabahattin Ali tarafından yazılmış en naif roman karakterlerinden biridir Yusuf. Sabahattin Ali’yi çoğu insan her ne kadar Madonna ile tanımış olsada Yusuf ile tanımak ayrı bir hazdır. Yusuf, Madonna kadar sosyal mecrada popülariteye ulaşamamışsada bence ikiside bir birinden ayrı karakterler olup ikiside karakteristik kişiliğin zirveleridir. Roman hakkında şunu söyleyebilirim ki hiç gitmediğiniz yerleri betimlemeleri sayesinde canlı canlı görmüş gibi hissedebilirsiniz. Romanda ki olaylar dönemin taşra kültürünü ve yaşayış biçimine çok güzel ayna olup aynı zamanda günümüzde de karşılaşabileceğimiz olaylar ile öngörüş sunmuşlardır. Yusuf’un çaresizliğini, çırpınışını ve aşkını, Muazzez’in yaşadıklarını, birden bire hayal bile edemeyeceği olayların merkezinde oluşunu ve Yusuf’a sadakatle bağlı kalmaya çalışmasını içinizde hep bir hüzün bulutuyla hissedebilirsiniz. Tek tavsiyem Kuyucaklı Yusuf’u okumaktan ziyade Yusuf’u anlayın, tanıyın, yaşayın.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Reklam