Allah, namaz kılan bilinçsizleri ve bilinçli olmaya karşı çıkıp bu yönde çalışanları, daha namazın ilk rekâtında huzurundan kovar ve 'üçüncü dünya' ülkelerinin en kötü yerlerinde sömürge savaşlarının içine atar. Ta ki,dilsiz eşek gibi yük taşısın, herhangi bir şey yemesin ama Allah'a şükretsin, ahiretteki cennet ümidiyle bu dünyadaki cehennemde yaşasın!!
Baba,anne!
Siz, bana yasaklardan ve 'hayır'lardan oluşan bir din verdiniz. Ben kızınıza gösterdiğiniz yol, tavsiye ettiğiniz yaşam biçimi ve öğrettiğiniz ahlakî değerler; gitme, yapma, görme, söyleme, anlama, duygulanma, yazma, okuma... gibi yasaklardan ibarettir. Halbuki ben 'hayır' dini değil, ne yapacağımı, ne okuyacağımı ve anlayacağımı söyleyen 'evet' dininin takipçisiyim.
Ben, insanın iradesini ve sorumluluğunu yok sayan cebî kader anlayışına katılmıyorum. İnsanı irade sahibi ve sorumlu olarak gören düşünsel ya da felsefî bir ekole dâhil olmak istiyorum.
Senin dinin,sadece seni kurtaran dindir. Ben ise insanlığı kurtaracak ve uğruna feda olacağım dinin peşindeyim. Toplumu kurtaracak ve 'ben'i 'biz'e kurban edecek bir din....
Bunlar, toplumda muhterem kişiler, çarşı ve pazarda itibarlı tüccarlardır. Çocuklar ve ailenin küçükleri ise öğrenci ve okuyan olup evde ve ailede çoluk-çocuk, parasız-pulsuz kişiler olarak telakki edilir. Eski nesil ve esnaf, genç neslin tümünü ve eğitimli tabakayı hep böyle görür.