Reklam, zevk değil mutluluk vaat eder bize: dışardan,başkalarının gözüyle görülen bir mutluluk.Kıskanılmanın getirdiği bu mutluluk da çekicilik yaratır.
Kıskanılmaksa insanda, ancak yanlız başına tadılabilecek bir kendine güven duygusu yaratır.Bu duygu da yaşantınızı,sizi kıskananlarla paylaşmanızdan gelir.
İnsanlar size ilgiyle bakarlar,oysa siz onlara öyle bakmazsınız— bakacak olursanız o denli kıskanmazlar ki sizi !
Yaşadığımız kentlerde hepimiz hergün yüzlerce reklam imgesi görürüz.karşımıza bu denli sık çıkan başka hiçbir imge yoktur.
Tarihte başka hiçbir toplum böylesine kalabalık bir imgeler yığını, böylesine yoğun bir mesaj görmemiştir.
Kadının varlığı hareketlerinde,sesinde,fikirlerinde,yüz ifadelerinde,giysilerinde, seçtiği çevrelerde zevklerinde ortaya çıkar .Gerçekten de kadın kendi varlığına katkıda bulunmayan hiçbirşey yapmaz.
Dünyanın yaşamından bir an geçer! O anı gerçekliğiyle yakalayıp resme geçirmek ,bunu yaparken herşeyi unutmak !O anı yaşamak ,duyarlı bir levha olmak …
Geçmiş hiçbir zaman olduğu yerde durup yeniden keşfedilmeyi,aynıyla, olduğu gibi tanınmayı beklemez .Tarih her zaman belli bir şimdi’yle onun geçmişi arasındaki ilişkiyi kurar .Demek ki şimdi’den korkmak eskiyi bulandırmaya yol açıyor .