Kadın gece gibiydi öylesine duru öylesine gözü kara. Elinize aldığınız anda ilk önce Doruk ile sonra Tarık ve son Alev'le dost olacaksınız. Tarık ile gece kızın aşkı çok etkileyici ama bunun yanı idealleri uğruna verdikleri ödünler ve ömürler çok güzel bir dille anlatılmış roman bir anda içine çekiyor okuyucu. Romanın içindeki hayat dersleri sayesinde kendimi hayatımı sorgulamadan edemedim. Asıl merak konum ise romanın sonunda tekrar sahneye giren Rojda oldu. Acaba birde onun dilinden onun penceresinden bir kere daha bakabilir miyiz olaylara yaşananlara. Genel anlamda merak uyandıran güzel bir kitaptı. Yazarın okudum ilk kitabıydı tanışma için güzel başladık şimdi diğer romanlarını merakla okuyacağım.
"Ne öğrendiysem, hangi deneyimi yaşadıysam, hangi çıkmaz yollara sapmışsam, ne kadar hata yapmışsam inan ki her şey sadece ama sadece sana gelebilmek içinmiş. Sanki kader diye bir şey var ve sürekli beni sana, seni de bana hazırlamış..." Dedim bu kez dudaklarındaki tuzlu nemle susturdu beni.
Umut mu? En zor zamanında yeniden açan bir karçiçeği gibidir...
Bir gülüş, tüm dünyayı bir anda temizleyiverir.
Ben, işte bu yüzden en çok ellerini hatırlıyorum onun; o gün beni kuyudan çekip çıkaran ellerini.
Kaçmak...
Evet, bizi en iyi tanımlayan şey bu!
Kaçmak ve unutmak!
"Kendine inanmayan bir insan başkasına inanır mı? Kendini sevmeyen insan başkasını sevebilir mi? Hayır..." Dedi.