Nasıl olurda böylesine özel bir kitabı bu zamana dek okumam diye kendime söyleniyorum. Kitabın son 10 sayfasını yudum yudum okudum. Hemen okunacak bir kitap değil ince ipuçlarını yakalamanız gerekiyor hikâyeye girebilmek için. Serenad kitabıyla tanıştığım bu kitapla bağımı pekiştirdiğim Zülfü Livaneli'nin kalemine sağlık diyorum.
Kadın gece gibiydi öylesine duru öylesine gözü kara. Elinize aldığınız anda ilk önce Doruk ile sonra Tarık ve son Alev'le dost olacaksınız. Tarık ile gece kızın aşkı çok etkileyici ama bunun yanı idealleri uğruna verdikleri ödünler ve ömürler çok güzel bir dille anlatılmış roman bir anda içine çekiyor okuyucu. Romanın içindeki hayat dersleri sayesinde kendimi hayatımı sorgulamadan edemedim. Asıl merak konum ise romanın sonunda tekrar sahneye giren Rojda oldu. Acaba birde onun dilinden onun penceresinden bir kere daha bakabilir miyiz olaylara yaşananlara. Genel anlamda merak uyandıran güzel bir kitaptı. Yazarın okudum ilk kitabıydı tanışma için güzel başladık şimdi diğer romanlarını merakla okuyacağım.
"Ne öğrendiysem, hangi deneyimi yaşadıysam, hangi çıkmaz yollara sapmışsam, ne kadar hata yapmışsam inan ki her şey sadece ama sadece sana gelebilmek içinmiş. Sanki kader diye bir şey var ve sürekli beni sana, seni de bana hazırlamış..." Dedim bu kez dudaklarındaki tuzlu nemle susturdu beni.