Ertürk Akşun

Ertürk Akşun

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.9/10
1.198 Kişi
·
3.329
Okunma
·
105
Beğeni
·
5,2bin
Gösterim
Adı:
Ertürk Akşun
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Çorum, Türkiye, 1969
1969 yılında Çorum’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde Fizik okudu ama hayatı hep edebiyatla ve kitapla kesişti. İyi de oldu. Kitapçılık yaptı. Yol üstündeki kitapçı sergisinden kitapçı tezgâhlarına, yayınevi sahipliğinden mağaza müdürlüğüne, satış müdürlüğünden satın alma müdürlüğüne, sonunda da Genel Yayın Yönetmenliği’ne… Şu anda Destek Yayınları’nda bu görevi yürütüyor
“Ne öğrendiysem, hangi deneyimi yaşadıysam, hangi çıkmaz yollara sapmışsam, ne kadar hata yapmışsam inan ki her şey sadece ve sadece sana gelebilmek içinmiş. Sanki kader diye bir şey var ve sürekli beni sana, seni de bana hazırlamış...„
“Her ne kadar insanlardan kaçmak istesem de, yalnız kalacak kadar güçlü bulmuyordum kendimi. Yalnızlık, güçlü olmayı gerektiriyordu. Benim gibi bir korkak yalnız kalamazdı.„
“Gençtik ve kırılmaktan zevk alıyorduk. Kırıldıkça çoğaldığımızı, kırıldıkça güçlendiğimizi sanıyorduk. Kırıldık, bazen gerçek bazen de oyun oynayarak. İki biradan sonra yaşanmamış sevgilere ağladık. Kitaplarda okuduğumuz ama henüz tatmadığımız duyguların peşinden koştuk gerçekmiş gibi...„
304 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Ece Hanım'ı spiker olarak çıkışlarıyla tanıdım ve hep enteresan buldum. Durum böyle olunca, yeni çıkan kitabı "Haysiyet: Tuhaf Zamanlarda Cesurca Yaşamak" kitabına şans vermek istedim. Tek Kelimeyle bir ŞAHESER. Günümüz Dünya'sına ve Türkiye'sine öyle bir ışık tutmuş ki, ismi cuk diye oturmuş.

Gerçekten ufakta olsa HAYSİYET'imiz kaldı mı merak ediyorum ?
Sizinle kitabın ilk 2 sayfasını paylaşmak istiyorum. Hislerime daha iyi tercüman olacağına inanıyorum.

(Spoiler)

Bu seneye damgasını vuran bir “İncınmışsın Dedi” videosu var.
İzlemediyseniz hemen izleyin lütfen.
Arkadaşı adama soruyor:
“Hasan Ağabey bugün psikoloğa gidecektin ne yaptın?”
Hasan Ağabey cevap veriyor:
“İncınmışsın dedi.”
“Ne dedi?”
“İncınmışsın dedi.”
“O ni dimek?”
“Okumuş kadın. Hayatını ......... diyemedi, incınmışsın dedi.”
Sizce bu video neden viral oldu? Neden bu denli tutuldu? Ya da
biz neden ona bu kadar tutulduk dersiniz?
Çünkü orada aynaya bakarcasına kendimizi gördük.
İncındık.
“Sokaktaki Adam” incındı.
Biz incındık.
Haysiyetimiz incındı.

“Belki de televizyon izleyip gazete okudukça sonu hiç gelmeyecek bir kişisel mağlubiyetle her gün yüz yüze geldik.”
Yorulduk.
Prof. Dr. Kemal Sayar, “Büyük inşaatlar yapabilirsiniz ama
sizi yücelten insanlar o büyük inşaatların içinde kendilerini kaybolmuş hissettiklerinde haysiyetleri zedelenir. Yollar ve köprüler önce sokaktaki insanın kalbine çıkmak zorundadır” diyor.
Kaybolduk!
Yaşar Kemal, “İnsan evrende gövdesi kadar değil yüreği kadar
yer kaplar” demiş ya hani, işte o cümledeki “yüreğidir” insanın
haysiyeti.

Haysiyet kırgınlığının ayaklanması,
ruhun ayaklanmasıdır.
Ayaklanabilen bir ruhsa, insanın mucizesidir.
İnsanı insan yapan yegâne mucize...
Yaşamaktaki efsun o ruhun,
o okyanusa dalmasıyla bulunur.
Mevlana’nın ‘‘okyanus gibi bol haysiyet’’
dediği cevher oradadır işte.

La Fontaine’in Masalları’nı biliyorsunuzdur.
“Kurtla Kuzu” masalını da keza...
Hak dediğin kuvvetlinin hakkıdır. Bir kuzucuk eğilmiş, bir
pınardan su içer.
Aç bir kurt yanına gelir. “Suyumu bulandırma hakkını kimden aldın?” diye sorar. Kuzu kıvranır, ezilir, büzülür daha da
küçülür.
“Efendimiz” der. “Devletmeabınız hemencecik hiddet buyurmasınlar, su içtiğim yer sizden aşağıda, aşağıya bakıyorum,siz yukarıdasınız, üstelik çok yukarıda. İstesem de bulandıramam suyunuzu.”
Kurt “Bulandırıyorsun işte” diye kuvvetli bir şekilde hırlar.
“Üstelik hakkımda neler konuştuğunu da biliyorum.”
“Ben” der kuzu. “Konuşmayı daha yeni öğrendim, sizin hakkınızda nasıl konuşmuş olabilirim?”
“Sen değilsen kardeşindir, ne mal olduğunuzu âlem bilir”
diye daha da kuvvetli hırlar kurt.
“Benim hiç kardeşim yok ki” diyecek olur zavallı kuzu.
“O zaman ya köpekleriniz ya çobanlarınız ama illa ki sizden
biridir” der kurt.
Ve kuzunun kendini savunmasına fırsat bırakmadan onu
oracıkta yiyiverir.
Güçlünün adaleti de böyledir işte. Önce adaletin gücünü yener, sonra da haysiyeti iğdiş eder.
Ancak devran elbet döner.

Ursula Le Guin, “Dünyadaki bütün umut, hiç hesaba katılmamış insanlardadır” der.
Kim bilir belki günün birinde, pınarın kenarına su içmeye
giden bir kuzu, kurdun yanaştığını görür görmez niyetinin farkına varır. Zira bir kurt, bir kuzuyu yemeyi kafasına koymayagörsün. Her türlü bahanenin gölgesine sığınır.
Kurt haksız yere hırladıkça ve kuzuya doğru ilerledikçe, kuzunun kırmızı çizgisine dayanır. İşte orası haysiyet noktasıdır.
Hikâyemiz de zaten o noktada değişir.
Kurt kuzuyu yemeden önce tam “Sen değilsen kardeşin, o
değilse köpeklerindir, olmadı çobanların suçlu” diyecekken,
haklı olan kuzu kuvvetli olan kurda karşı cesaretini kuşanır.
Çünkü arkasına, kardeşleri, köpekleri, çobanları ve tüm
haklılığını, yanına da haysiyetini almıştır.

Adaletsizliği değiştiremez
ama adaletsizlik karşısındaki
duruşunu değiştirir.

Tarihin makûs döngüsünü de...
Ve bu sayede, hikâyenin nasıl biteceğine artık kuzular karar
verir. Haysiyet sayesinde...
128 syf.
Nezih bir apartman dairesinde kendine yeni bir yaşam kurmaya beyaz bir sayfa açmaya hazırdı. Aslı'dan yeni boşanmış ve bir süre psikologluğa ara vermiş olan Erdem daha ilk gününde kapısını çalan Yakup ile tanıştı.

Tek bir günde hayatınız nasıl kararabilir hiç düşündünüz mü? Emin olun Erdem'de bunu hiç hayal etmemişti. O sadece sorunlarından kaçmayı ve kendine yeni bir başlangıç yakalamak için doğru zamanı arıyordu. Bekle, doğru zaman mı? Tam olarak öyle değil okur, önce Yakup girdi sabahın körü sonra Adem ve ah susumayan iç ses var elbette...

Bir apartmanda 2 insan; biri kapıcı diğeri psikolog... Adem kim? Peki ya susmayan aşağılayan o baba? Kendini bu hikayeye hazırla okur, kitabın ortasında kitabı kapatıp derin bir soluk alacaksın. "Nasıl oldu bu?" diyen iç sesin merakına yenik düşüp kitaba kaldığın yerden devam etmene neden olacak.

Psikolojik bir gerilim var burada ama bir fark var. İnsani değerler okur, mevzu insanlık değerleri saydam bir köprü gibi karakterler üstünden @gurgenozz yazar anlatmış.

Kitabı eline alıp sakın hayıflanma, kısa olmasının püf noktası yazarın seni bir oturuşta şaşırtıcı bir kurgu ile içine çekmesi olacaktır. Daha önce @gurgenozz cümleleriyle tanıştın mı bilemem ama yakın zamanın Çağdaş Edebiyat başlığı altında sağlam bir psikolojik gerilim yazarlarından biri haline geleceği çok açık!

Tebrikler yazar, cümlelerini yine şaşırtmayıp çok sevdirdin. Kötü bir günün aksine verimli bir okuma günü için tavsiyemdir.

#kötübirgün #gürgenöz #destekyayınları
128 syf.
·10/10 puan
muhteşem bir kitap gerçekten... aralarda özellikle sona doğru yaşanan göz dolmaları her şeyi özetliyor aslında. Kitabı okurken ister istemez kendi geçmişime gittim , çocukluğuma gittim bazı yerlerde kitabı okuyorum ama anlamıyorum gitmişim çünkü yine geçmişe :D bolca modern yaşam tahayyülü var kitapta yani okurken ister istemez gündelik yaşamda bir şeylerle etkileşim içine sokuyorsunuz . Bana çok iyi geldi bu kitap eminim sizlere de iyi gelecektir... özellikle bu kitapta şunu hissettim sanki azınlık bir grup mevcut ve ayakta kalmak için birbirimize yardım etmeye çalışıyoruz... kısacası herkesin okuması gereken bir kitap , ertelemeyin derim dostlar...
304 syf.
·3 günde
Ve Ece Üner...Kadına şiddet denince belki de akla ilk onun yorumları gelir.Eserinde pek çok konu ele alıyor.Her sayfasında sizi düşündürecek bir cümle bulabilirsiniz.Koronadan, uzaktan eğitime, pahallılıktan, insan yaşamına...bir çok konu var.Çoğu yerde farklı düşünür ve yazarların sözlerine yer vererek fikirlerini bizlere sunuyor.Ece Üner' i ve onun düşüncelerini beğenen ben kitabına bayıldım.Bazı paylaşmadığım ama çok beğendiğim bir iki alıntıyı da buraya eklemek istiyorum...
Kızgınlık: midemizi
Korku ve endişe:böbreklerimizi
Kızgınlık ve sinir: karaciğerimizi
Geçmişi unutamama:safrakesemizi
Nefret ve kızgınlık:kalbimizi
Üzüntü:akciğerlerimizi
Aşırı düşünmek:dalağımızı
Kafaya takma:sindirim sistemimizi
Yalnızlık tiroit bezimizi etkilermiş
Ne kadar haklı bir tespit.Biz insanlar aslında bedenimiz hastalanınca değil ruhumuz hastalanınca hastalanırız.
Ve tabii ki günümüzün en büyük problemi olan kadına şiddeti de ele alan bu eserden bir alıntı paylaşarak incelememi bitirmek istiyorum:
"Türkiye' de kadın olmak zorlaşırken, kadın ölmek giderek kolaylaşıyordu."
Ne haklı ve ne acı bir cümle...Günümüz dünyasını, günümüz insanını anlamak istiyorsanız bu eseri okumalısınız...
Cansu ️
Cansu ️ Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır'ı inceledi.
88 syf.
2000 yıl öncesinde zihnini eğitmeye çalışan bir Roma İmparatoru.
''Mutluluk içimizde’’ demiş, stoacı filozof, imparator Marcus Aurelius, dışarıda aranmayacak kadar içimizde, içimizde olduğu kadar da yalın ve basit.

Mutluluğu felsefesinden, aklından uzak tutamayan stoacıların genel görüşü nedir peki?
Doğayla insanın uyumu, insanın akıl ve iradeyle terbiyesidir. Stoacılara göre doğa gibi insan da varoluş amacını bilmeli, buna uygun yaşamalıdır. Tıpkı doğa gibi sahip olduğu nimetlerin bilincinde olmalı, tutku ve hazlarından olabildiğince uzaklaşmalıdır.

Her şeye sahip olan dönemin en güçlü adamı Marcus Aurelius da mutluluğa böyle erişeceğimizi söyleyip, bu felsefeye göre yaşamış.
Öüm hakkındaki düşünceleri de doğadaki diğer olaylar gibi doğal karşılanan bir sonuçtur stoacılara göre. Buğday başaklarının biçilmesi kadar doğaldır ölümün gerçekleşmesi.

Kendisi de bunun farkındalığı için sürekli ölümü hatırlarmış; kulağına kölesi tarafından ‘’memento mori’’ ( ölümü hatırla ) sözcükleri fısıldanırmış, hiç ölmeyecek gibi yaşayan hükümdarların aksine güç zehirlenmesine kapılmadan.

Kendisini yücelten, bugün bile kendisinden övgüyle bahsedilmesinin en büyük nedeni belki de bütün gücüne rağmen büyük bir bilge ve hayatının sonuna kadar da erdemli bir insan olarak kalmasıdır.

Hazzın kölesi olmadan yaşayıp, dünyadaki varoluş amacını gerçekleştirmeye çalışan kaç tane hükümdar gelmiştir ki bu dünyaya?
Mavi Hayaller
Mavi Hayaller Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır'ı inceledi.
88 syf.
·3 günde·10/10 puan
2000 yıl öncesinde zihnini eğitmeye çalışan bir Roma İmparatoru Marcus Aurelius'a göre mutluluk;
Mutluluk, imkansızın içinde değil.
Mutluluk, karmaşanın içinde de değil...
Mutluluk, mücadelenin içinde de değil...
Stoacılara göre mutlu olmak çok az şeye bağlıdır.
Mutlu olmayı seçen akıllı bir insan olduramadığı bir şeyi çekiştirip zorlamaz, ille oldurmaya çalışarak kendine çatışma ve mutsuzluk yaratmaz.
Mutlu olmayı seçen akıllı bir insan kibre saplanmaz.Sürekli bir elde etme ve elde tutma mücadelesi içinde bulunmaz.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Ah Ece Üner Ah...
Ece Üner’i çok severim. Gerek duruşuyla, gerek o asi ve yerinde çıkışlarıyla, gerekse çoğu yandaş ve suspus medyanın aksine elindeki imkanların sınırlarını zorlayarak hepimizi temsil etmesiyle... Tüm kadınları. Büyük sempatim bundandır. Kitaptan evvel Armağan Çağlayan’la birlikte yaptıkları röportajda görünmez sicimlerle bağlanıvermiştim. Tavrı, duruşu, savunuşu, bilgisi, nitelikli oluşu... Dopdolu bir kadın. O konuşsa ben 3-4 saat daha dinlesem dedim içimden. Sonra kitabı çıktı. Bu şekilde çıkan kitaplara karşıyız cümleten fakat affola Şeyma Subaşı ile de aynı kefeye koyamayız Ece Üner’i:)
Kitap güzeldi. Sanki ana haber izliyormuşum gibi ülkedeki en çarpıcı ama unutulan beş dakika sunulduktan sonra bir başka habere geçilen bizimse bir kaç dakika aayy dedikten sonra unuttuğumuz bir çok haber... hepsi okuyucunun yüzüne bir bir vuruluyor. bir daha ve bir daha.... Okurken diyosunuz zaten bu nece bi paradoxtur diye. Türkiye paradokslar ülkesidir. Her şey öyle güzel çarpıtılır ve öyle güzel çelişir ki...
Ayrıca kitapta sistem eleştirisi yapan hikayelere de bayıldım. Cuk oturmuş.
Bir kitaptan beklentiniz nedir? Neye göre bunu okumam ya da okurum diyebiliyorsunuz? Şahsen bana bir şey bile öğreten, herhangi bir konuda farkındalık getiren her kitabı okurum. Üç saatlik çoğu içi boş dizileri izlemektense bu yeğdir diye düşünüyorum. Bu kitap tam tadındaydı, tam Ece Üner tarzındaydı. Ben bir kadın olarak çok teşekkür ediyorum. Keyifle okudum diyemeyeceğim tabi ki, diyoruz ya gerçekler acıtır. Acıttı çokça. Keyifli okumalar da diyemeyeceğim, okuyun...
464 syf.
·20 günde·8/10 puan
kitabı bitirdim iki haftadan fazla bir zaman sonra ama şunu da itiraf etmeliyim ki kitapta beni bitirdi.. biraz daha okusaydım sanırım ruhumu zehirleyecekti, duygularımı ve sinirlerimi. Öyle bir kitaptı işte Agafya.. yer yer sinirden dudak ısırdığım yer yer karakterlerin içinde oldukları ruh hallerinden kendimi gördüğüm bir eserdi.. Anton.. Nasıl da aynı şeyleri hissetmişiz.. Nasıl da bensin.. hiç unutmayacağım bir karaktersin artık benim için. Evet cinsellik içeren bir kitap bundan rahatsız olanlar için tavsiye etmiyorum. Ama tutku ve sabır nedir bilen ve yaşayanlar için okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum..
Candaş Rauf
Candaş Rauf Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır'ı inceledi.
88 syf.
·1 günde
Binlerce yıldır mutlu olabilme gayreti içinde olan insanın, basit bir felsefe ile temel olan her hakikatin üzerine kendini inşa edebildiği sürece ve kendini bu hayata paralamadan, yine aynı basitlikte mutluluğu elde edebilmek adına yaşaması, bir çeşit basit bir yaşamın, hareketin vb yaşama dair her hareketin sanat gibi ince nakışlarla kendini biçimlendirmesini vurgulayan, bir oturuşta bitirilebilecek, tavsiye edilesi bir kitap.
HAYSİYET kitabını okurken tek bir kitap okumuyorsunuz. Onlarca kitabın özünü de buluyorsunuz. Kitap çok akıcı olduğu için bir çırpıda okuyacak gibi oluyorsunuz ama yazılanların derinliğini sindirmek için de duruyorsunuz. Çok sevdim Ece Üner’in bu kitabını çooook

Bu kitap var ya tam kahvelik kitap. Açacaksın klasik müziğini, kahvenin o kışkırtıcı kokusunda, Ece’nin kışkırtıcı satırlarında yenileneceksin.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ertürk Akşun
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Çorum, Türkiye, 1969
1969 yılında Çorum’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde Fizik okudu ama hayatı hep edebiyatla ve kitapla kesişti. İyi de oldu. Kitapçılık yaptı. Yol üstündeki kitapçı sergisinden kitapçı tezgâhlarına, yayınevi sahipliğinden mağaza müdürlüğüne, satış müdürlüğünden satın alma müdürlüğüne, sonunda da Genel Yayın Yönetmenliği’ne… Şu anda Destek Yayınları’nda bu görevi yürütüyor

Yazar istatistikleri

  • 105 okur beğendi.
  • 3.329 okur okudu.
  • 142 okur okuyor.
  • 1.819 okur okuyacak.
  • 68 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları