Ertürk Akşun

Ertürk Akşun

YazarDerleyenEditör
7.1/10
294 Kişi
·
874
Okunma
·
73
Beğeni
·
4176
Gösterim
Adı:
Ertürk Akşun
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Çorum, Türkiye, 1969
1969 yılında Çorum’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde Fizik okudu ama hayatı hep edebiyatla ve kitapla kesişti. İyi de oldu. Kitapçılık yaptı. Yol üstündeki kitapçı sergisinden kitapçı tezgâhlarına, yayınevi sahipliğinden mağaza müdürlüğüne, satış müdürlüğünden satın alma müdürlüğüne, sonunda da Genel Yayın Yönetmenliği’ne… Şu anda Destek Yayınları’nda bu görevi yürütüyor
..bir insanın ne kadar çok kitabı varsa o kadar yalnızdır. Ne kadar çok kitabı varsa o kadar az ihtiyaç duyar başka kimselere de ondan.
''Aşk…
Senin varlığını dahi bilmeyene, bilmeyecek olana,
Senin onu bilmekten başka yapacak bir şeyinin olamama halidir.''
272 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Destek Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ertürk Akşun...
Kır saçlı, çekik bakışlı, güzel gülüşlü bir adam...
Biraz mesafeli ama kibar... Ciddiyeti saygılı olmaya zorluyor insanı..
Kendini böyle anlatıyor :))
Narsist.... :))

“Sanatçı bir anlatıcıdır.” diyor Ertürk Akşun. Yeni bir dünya kurmak kadar devrimcidir sanat.
Cehaleti tanımlarken de sadece kendi yazdığını beğenen yazarları da kastederek “Kendilerinden önce ve sonra yazanları dikkate almayıp dünyadaki her şeyin kendisiyle başladığını sananları “ adres gösteriyor.

Yaşayanların çoğu dışardan iyi görünüyor ama ruhları kirli, ruhları boş, ruhları aldatılmış insanlar..... Onlar yenilmiş...
Sadece gösterişten ibaret insanlar, gereksiz ve ölçüsüz gururu olanlar da henüz yenileceklerinin farkında değiller.
Birisi gelecek ve tüm sahte şatoları yıkacak, bir kahraman ama sonra bu kahramana yakışan ancak fiyakalı bir ölüm olacak.
........ ............
Başrollerde Tarık ve Alev...
Siyah beyaz bir nostaljinin içinde buldum kendimi. Tarık Akan ve Fatma Girik...
İlk görüşte birbirlerine âşık olan Tarık ve Alev birbirleri için gözlerini kırpmadan ölümü göze alırlar.
Aşk değil asıl tema zaten olsaydı yarım bırakırdım bu kitabı vıcık vıcık, aldatmalı, sinsi planlı aşk öyküleri ne bu romana ne benim gibi okura yakışırdı.
68-70 kuşağının devrimci gençlerinin içinde bulunduğu çıkmazı, “ Uğruna ölünecek insanların ve ölmeye değecek bir hayatın” bulunmasının yüceltildiği bir dönem romanı Ve Kızın Adı Gece.
Her çağ bir süre sonra koca bir ölüye dönüşür. Bir çağ ölür, yeni bir çağ başlar.
Ve Tarık da bir ölüyü gömmekle yükümlüdür, devri kapatmaya hüküm giymiştir.
Modernizm ve kapitalist bireyciliğin insana sunduğu “Yalnız ol, sadece kendin için yaşa , yabancılaş ve körleş!” manifestosuna karşı “ Edebiyat ve sanatla ufacık bir kıvılcım, minnacık bir ateşle bir yangın çıkarmaya gücü yeten devrimciler” romanda birer birer canlanıyor :
Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve niceleri...
İnsan varlığını ve yaşam amacını sorgulayan bir yerli roman... Yakın tarihimizi, siyasi çekişmeleri, ayakta ve hayatta kalmaya uğraş veren romantik devrimcileri gözler önüne seriyor ; açık, yalın, sürükleyici anlatımıyla...
Yine ölmek isteyen ama ölemeyen bir kahramanın vicdanının peşinde( Yeni Hayat’taki Mehmet, Tutunamayanlar’daki Turgut, buradaki Tarık) gecesi olmayan hep gündüzü olan bir hayattan hafif yaralı çıktım.
Türk devrimci hareketinin 68 kuşağının nice aydınlarının hapishanelere ve darağaçlarına gidişinin hazin öyküsü...
Geri planda anne ve babaların çaresizliği ve tükenişleri kalp burkmakta...
“ Aşk ve devrimdi beni ben yapan en temel argüman.” diyen bir kahraman yaratan yazar, aslında bu sözlerle popülerliği ve çok satmayı değil, bir misyonu ve vizyonu olan roman yazmayı göze almış...
Zaten çok gözü pek gördüm kendisini...
Cesur...
Gerçek hayatta mızmızın tekidir belki ... :))
Edirne , Amasya, İstanbul üçgeninde bir Türkiye panoraması okumak değil izlemek isterseniz, anıların ölümsüzlüğüne inanan iflah olmaz bir romantik okuyucu iseniz buyrun kır saçlı, güzel gülüşlü adam sizi bekliyor.... :))
272 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
#kitapyorumu

Ah gece kız...
Ne kadar hüzünlü bir aşk,ne kadar cesurca,korkusuzca...
Sonu kötü bitti be
Doya doya yaşanacak bir hayat için söz vermişlerdi oysa,peki ölüm kalana mı zordur gidene mi?
İnsan kaybettiği birine mi yanar,kendi yalnız kalmışlığına mı?
"Ölmeye değecek bir hayatınız, uğruna ölünecek insanlarınız olsun" diye başlıyor kitap,kaçımızın uğruna ölecek kadar yüreği var ki?

"İnsan eşiti olmayanı sevmez.Ancak acıyabilir ona. Ya da belki yardım edebilir. Destek olabilir,elinden tutabilir, yerden kaldırabilir. Ama asla sevemez eşiti olmayanı... Sevgi eninde sonunda eşitler arası ilişkidir. Biz ölümde ve yaşamda birbirimizi bulmuştuk işte, ikimizde eşittik..."
Gece kız ve Tarık böyle sevmişlerdi...

"Önümden yürüme,belki seni kıskanabilirim,belki seni takip edebilirim,belki de gittin diye geriye dönebilirim...
Arkamdan yürüme, hızlı gidebilirim,tökezleyebilirim,sende bana tökezlersin,düşmene sebep olabilirim... Belki seni yanlış yollara sürümlerim...
Ama yanımda yürüyebilirsin. Birlikte bulabiliriz yolumuzu. Benim tökezlediğim yerde,sen elimden tutarsın. Senin tökezlediğin yerde ben... Ben hızlı gittiğimde sende hızlanmak zorunda kalırsın. Sen hızlandığında ben...
Birimiz geriye dönmek istediğinde ,diğerimiz izin vermezdik."

Okumalısınız,kendinizi bulacaksınız
424 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Bazı bölümlerinde yer alan detaylar (!) bana başka bir kitabın baş kahramanını hatırlattı. :) Oldukça sade bir dille yazılmış, kitabın içeriğinde herkesin altını çizebileceği veya üzerine düşünebileceği birçok cümle var. Yazar birçok konuya değinmeyi tercih ederek güzel bir kurgu ortaya çıkarmış diyebilirim.
272 syf.
Kadın gece gibiydi öylesine duru öylesine gözü kara. Elinize aldığınız anda ilk önce Doruk ile sonra Tarık ve son Alev'le dost olacaksınız. Tarık ile gece kızın aşkı çok etkileyici ama bunun yanı idealleri uğruna verdikleri ödünler ve ömürler çok güzel bir dille anlatılmış roman bir anda içine çekiyor okuyucu. Romanın içindeki hayat dersleri sayesinde kendimi hayatımı sorgulamadan edemedim. Asıl merak konum ise romanın sonunda tekrar sahneye giren Rojda oldu. Acaba birde onun dilinden onun penceresinden bir kere daha bakabilir miyiz olaylara yaşananlara. Genel anlamda merak uyandıran güzel bir kitaptı. Yazarın okudum ilk kitabıydı tanışma için güzel başladık şimdi diğer romanlarını merakla okuyacağım.
272 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10
Şuan bu kitap hakkında ne söylesem az ben yeni yeni Kitap okumaya başladım ve en fazla 100 sayfalık kitaplar tercih ediyordum bana göre çok güzel bir kitap bu kitabi rast gele almisdim ve aldığım zamanda elimde bir kitap vardı onu bitirmeden bu kitaba başlamak istemedim ve arkasımin ilgisini çekmiş bu kitabın adı benden okumak için ödünç aldı ve iki gün sonra geri teslim etti bitirdiğini söyledi tabi ben merakımdan dolayı kitap nasıl beğdin mi diye sorduğumda kitap'tam pek birşey anlamadığını söylemesine rağmen benim bu kitabı okumak geldi içimden bu kitabın içinde bana hayat yolculuğunda katabecegini önceden hissetmiş ve her zamanki gibi bu hissimde de yanılmadim ben beğendim gerçekden okumaya değebir Kitap okumanızı tavsiye ederim inşallah sizde olursunuz..
272 syf.
·Beğendi·9/10
Ve Kızın Adı Gece ️
Ertürk Akşun yine döktürmüş. Her kitabında olduğu gibi Bazı yazarları bazı kitapları bazı düşünceleri araştırmamızı okumamızı düşünmemizi istiyor ve bir kitapsever olarak en sevdiğim şey de önerilerin gerçekten yerinde olması. Keşke daha çok kitap yazsa biz de daha çok okusak 🤓 Gece Kız sizi de etkileyecek ve Tarık abi gibi bir abinizin olmasını isteyeceksiniz.
272 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ve Kızın Adı Gece ️

Askerde'ki can dostum Murat Ağabeyim sayesinde tanıştığım bir yazar Ertürk Akşun. Kitabı okumaya başladığımda kitap da eski sevgilimin adını görünce yukarı bakıp tamam tamam kolay kolay unutulmayacaksın dedim kendi kendime..

Askerlik malum benim için kitap tek oturmalık da biterdi ama zaman bulmak mesele aslında siz tek oturuşta bitirebilirsiniz zaten sade ve akıcı bir anlatıma sahip.

Kitap genel esaslarıyla bir aşk kitabı olarak gözükse'de aslında geçmiş tarihimizdeki sistemi ve devlet yönetimini eleştiren bir kitap çünkü ana karakterlerin o dönemlerde yaşadığı sıkıntıları çok sık vurgulamış..

Ve Tarık ağabey gibi biri hayatımda olsun isterdim lakin onun kadar olmasa da bizim de Murat Ağabeyimiz var...
Kitabın yazarınla İnstagram üzerinden takipleşiyordum, hatta kitabı büyük bir hevesle okuyordum sonra sayfa bilmem kaça geldin mi dedi, yok dedim geldiğimde kitabın cinsel ögelerle dolu olduğunu farkettim. Sanırım yazarın tavrı bana kitabı bir kenara attırdı. Bunun dışında kitap ve hikaye aslında güzeldi denebilir. Yazarın tavrını itici buldum sadece bu da bana kitabı yarıda bıraktırdı.
272 syf.
·Beğendi·8/10
Eseri genel olarak ele aldığımda ağır bir dilden kaçınılarak oldukça yalın bir dil kullanmıştır. Başlardaki sıkıcı ve yavan bir anlatım yerini ikinci bölümle birlikte sürükleyici bir anlatıma bırakmış olup, okuyucuda merak uyandıran okundukça okunası olan bir hale bürünmüştür. Yazarın 2014 yılında çıkarmış olduğu “Agafya” kitabından sonra “Ve Kızın Adı Gece” benim için diğer kitapları arasında beğeni kriteri olarak ikinci sırada yerini alır.
(Ayrıca roman karakterlerinden olan Doruk, Tarık Ağabeyinin hikâyesini yazar ve kitap taslağını yayınevlerine gönderir herhangi bir dönüş yapılmaz. Onu gizli gizli takip eden Tarık Ağabey ona bir mektup yazar. Mektubunda çok eski bir arkadaşı olan birinden bahseder. Bu kişi Destek Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ertürk Akşun'dur. Bana göre, yazarın kendini kahramanlaştırarak Doruk’a yayıncılık, kitap yazımı, edebiyat, sanat konularındaki görüşlerini bir olay akışı içinde belirtmesi saçmalıktan da öte, bir yazar samimiyetsizliği ve egoizmi olarak görmekteyim. Tıpkı bir rol çatışması örneği gibi gelir bana bu durum. Bir yazar olarak Ertürk Akşun mu? Yoksa Genel Yayın Yönetmeni olarak Ertürk Akşun mu? Hangisini dikkate almak gerekir? Kısaca; Bir roman okuyorsak eğer yazarın kendisini romanın içinde bir kahraman ilan ederek olaylara bakış açısı sunması oldukça egoist ve bir o kadar saçma. Umarım anlatabilmek istediğimi anlatabilmişimdir. Anlaşılmak en büyük sorunum zaten. :) )
424 syf.
·4 günde·1/10
İstanbul Gümüşsuyu’nda bulunan Libya Konsolosluğuna silahlı baskın düzenleyen dört Arap teröristin başarısızlığa uğrayan eylem sonrası güvenlik güçlerinden kaçmaya çalışırken sığındıkları bir binanın dördüncü katında Nadir ve ortağı Berrak’ın açılışını yaptıkları mimarlık ofisinin kokteyli ile yollarının kesişmesi ve gelişen olayları konu alan bir roman.
Öncelikle her eserde olduğu gibi burada da bir emek var. Bir kitabı kurgulamak, sözcükleri bir araya getirmek hiç kolay bir olay değil. Bu nedenle ortaya çıkan eser sebebiyle emeğe saygımı belirtiyorum. Bir okur olarak zaman ayırdığım kitap için tamamen okur penceresinden eleştiri mahiyetinde bir şeyler söyleyebilmenin de okur’un hakkı olduğunu düşünerek aşağıdaki eleştirilerimi sıralamak istiyorum:
1]Yazar kitapta, ortalama bir okuyucuyu bir sözlüğe müracaata neredeyse hiç zorlamayan çok sade bir dil ile sınırlı kelime dağarcığı kullanmış. Kitaplar ve yazarların okurlarını kelime bilgisi yönünden yukarı çekmelerini düşündüğümden, bu durumun kitap için bir olumsuzluk olduğunu düşünüyorum.
2]Kitabın 149.sayfasında “Hani şu yağ fıçısına düşmüş gibi sürekli tekleyen, goril kılıklı, kelli felli kıronun karısı mıydı bu afet?” cümlesi ile başlayan bir paragraf var. Cümle ve devamı muhatabı için olumsuz anlam yüklenmişken “kelli felli” sıfatının kullanılması yazar açısından kuşku uyandırıcı. Zira bu sıfat “görmüş, geçirmiş, gün görmüş” anlamı taşıdığı halde yazarın kahramanının ‘kel oluşunu’ betimlemeye çalıştığını ve bu halde yanlış kullanım olduğunu düşünüyorum.
3]Kitapta bulunan karakterlerin iç dünyalarına girilmeye ve okuyucuya yansıtılmasına çalışılmasına karşın; kitabın tüm iskeletini üzerinde taşıyan Nadir ve Tolga’nın ilişkilerinin, arkadaşlıklarının başlangıcının kitabın 97.sayfasında “üçüncü yıl. Tolga’yla bir şekilde samimi de oldular.” cümlesiyle anlatılması çok sığ kalmış. Başka karakterlerin ilişkisinin atlanması normal karşılanabilir ama bu iki ana karakterin arkadaşlığı tüm kitapta üstüne basa basa vurgulanıyor.
4]Kitapta çok fazla gereksiz ve olay örgüsüne uygun düşmeyen cümle var: Mesela mimarlık ofisinin açılış kokteyli devam edip karakterler konuşurken ve bu sözün Özge isimli karaktere söylettirilmesine gerek yokken kitabın 182.sayfasında “Özge, etraflarında bütün bu olan bitenleri midesi bulanarak izliyor.” cümlesinin geçmesi gibi. Yine kokteyle katılanların kendi aralarındaki sohbetler son derece zorlamalı. Mimarlık ofisi açılışından çok kadın-erkek ilişkilerinin tartışıldığı bir sempozyumun ikram arasını andırıyor.
5]Yazar; on sekiz saatlik bir zaman diliminde olanları karakterler yönünden ayrı ayrı anlatıp neticede olay örgüsünü tek bir yolda birleştirerek değişik bir tarz denemekle birlikte çok zor bir işe soyunmuş: Kokteyle katılanların bir anda silahlı saldırganlarla karşı karşıya kalması sonrası oluşması gereken aksiyon çok cılız kalmış. Kahkahaların ardı ardına patladığı, hayata dair sohbetlerin edildiği bir ortamda biri ağır yaralı, elleri silahlı dört terörist ile karşı karşıya kalan insanların (ki bunlar silaha, kan’a alışık olmayan şehir insanları) verdikleri tepki hiç yansıtılamamış. Yapılacak kamera şakasından haberdar edilmiş olan sözde şakazedelerin tepkilerini andırıyor halleri.
6]Mantık hataları da var kitapta: Dört kişi olan eylemcilerin kaçmak için dört kişilik uçak istemeleri gibi. Ellerinde rehine olmadan nasıl kaçmayı planladılar acaba?
Netice olarak şunları söyleyebilirim: İlerledikçe daha da kötüleşen anlatım ve kurguya sahip bu kitabı araya serpiştirilen yoğun cinsellik de kurtaramamış. Cinsellik her zaman prim yapar ama bu kez kitap kurtarmaya yetmemiş. Ancak her okura da şiddetle okumalarını tavsiye ediyorum. Zira kötüler okunmadan ve bilinmeden iyinin tadı bilinmez...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ertürk Akşun
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Çorum, Türkiye, 1969
1969 yılında Çorum’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde Fizik okudu ama hayatı hep edebiyatla ve kitapla kesişti. İyi de oldu. Kitapçılık yaptı. Yol üstündeki kitapçı sergisinden kitapçı tezgâhlarına, yayınevi sahipliğinden mağaza müdürlüğüne, satış müdürlüğünden satın alma müdürlüğüne, sonunda da Genel Yayın Yönetmenliği’ne… Şu anda Destek Yayınları’nda bu görevi yürütüyor

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 874 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 294 okur okuyacak.
  • 33 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları