Garipti insanlar,sürekli üstlerine vazife olmayan şeyler yapıyorlardı.
Sürekli birbirlerinin isine karışıyorlardı.
Sürekli birbirlerinin arkasından konuşuyorlardı.
Her konuda fikir yürütüyorlar,en iyiyi kendilerinin bildiğini sanıyorlar,her zaman kendi istedikleri yapılsın istiyorlardı.
Ama bunlar kötülük sayılmazdı, gerçi iyilikte sayılmazdı.
Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Oyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu.
Hayatın böyle bir özelliği vardı.
İnsan bu. İyi olması da kotu olması da kendi özüne ve içinde bulunduğu şartlara bağlı. Şartlar kötüleştikce kötülük de artıyor. İnsanoğlu dayanışmayı içsellestiremiyor bir türlü.
Düşünceler kafanıza üşüşmeyi surdurecektir,ama onları bir kenara itmeye çalışın.iki seçeneğiniz var:ya zihninizi denetleyeceksiniz ya da zihninizin sizi denetlemesine izin vereceksiniz.ikincisine aliskinsaniz zaten korkular,nevrozlar,guvensizlikler içinde savrulup gidiyorsunuz,çünkü hepimizin kendi kendini yok etme eğilimi var.