Oh! Feylesof Taine, ne kadar haklı buluyorum, diyor ki:
"İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidir, kazara akıllı bulundukları anlar pek kısadır!"
şehrinin civarları pek ferahlatıcıdır, hele tren güzergahının cidden insanı kendine çeken bir yanı vardı. Görülmemiş tabiat manzaraları, arkadaşlarıma gürültülü bir neşe vermişken ben bilakis büyük bir hüzne kapılmıştım. Kararlılık ve ebedilik olmadıktan sonra bu güzel şeyler ne işe yarar! Bu kadar güzelliğin şahidi ve gözleyeni olan insanda hem de insanların belki binde biriyken onda beka var mıdır? Dünya dediğimiz bu geçici yuvayı, derin bir hüzne kapılmadan seyretmek acaba mümkün mü? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?