Yaşadığımız çağ, anlamsızlık duygusu çağıdır. Bu çağda eğitim sadece bilgi aktarmakla kalmamalı, aynı zamanda vicdanı da geliştirmelidir ki, insanın kulağı o denli duyarlı olsun ve her özgül duruma ait talepleri duyabilsin.
Anlam sadece bulunmak zorunda değildir, bulunması mümkündür ve anlam arayışında insanı yönlendiren vicdanıdır. Bir başka değişle, vicdan bir anlam organıdır. Her durumda var olan, tek ve benzersiz anlamın izini sürmek ve bulmak yetisi olarak tanımlanabilir.
Anlam bulunmak zorundadır, yaratılamaz. Yaratılan, subjektif anlamdır, anlam duygusu veya anlamsızlıktır. Hayatında bir anlam bulamayan, onu yaratamayan insanın, kendisini çevreleyen anlamsızlık duygusuyla anlamı olmayan bir şeyi veya subjektif bir anlamı yaratması ancak bu şekilde anlaşılabilir. Anlamı olmayan şey bir sahnede oluşurken (absürt tiyatro!) subjektif anlam kendinden geçme halinde, LSD sarhoşluğunda olur. Kendinden geçme halinde ise (kişinin içinde oluşan subjektif anlam serüvenine karşın) gerçek anlamı, dünyanın gerçeklerini teğet geçme tehlikesi vardır.