Anıl Çokuğurluel

Anıl Çokuğurluel
@Anil1975
50 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Bir insan, bir kadın, istemediği bir hayat yaşarken tercihleri ile yahut toplumsal zorlamalar ile neye dönüşebilir. Roman bir dönüşüm hikayesi ve iki bölümde incelenebilir. İlk bölümde kozmetik dükkanında çalışan bir kadın kahramanımız var. Roman boyunca ismini bilmiyoruz zira kahramandan beklentiler onun kişiliği ile ilgili değil. Patronu para kazanmasını ister, Şefi satışların arttırmasını bekler, Sevgilisi ise kadından kendi hayat konforunu sağlamasını talep eder. Kadın ise para, geçim derdi, kabul görme isteği ve tercih edilme dürtüsü ile herkesi mutlu etmeye çalışır , Çalıştıkça da önce değişimi sonra da dönüşümü başlar. Romanda sembolik kavramlara çok yer verilmiş doğal olarak; Çalıştığı dükkan iş dünyasını ve materyalist dünyayı , vakit geçirmek için gittiği aqualand onun sosyal hayatını, sevgilisi ise ondan talep edilen beklentileri ifade eder gibi sunulmuş. Değişimi başladıkça yüzü ve vücudu için kullandığı kozmetik ürünleri onu en azından görsel olarak normalleştirir. Bu kozmetik ürünler sanki insanın kötü gidişatını normalleştiren sosyal medya yahut reklamlar gibi yapay bir rahatlık veriyor. Tüm bu beklentileri karşılamaya çalışırken para hırsının da etkileri ile toplumdan uzaklaşmaya başlar, farklılaşır, farklılaştıkça yalnızlaşır. Sevgilisi onu terk eder, yeni vücüdü ile hayatta kalmaya ve göze çarpmamaya çalışır. Ancak toplum onu, oldukları yeri sağlamlaştırmak, yükselmek siyasi olarak hedeflerine ulaşmak için kullanacaktır. Medet umduğu kişiler onun bu durumundan yararlanmaya kalkar. Akıl hastanesine yatar ancak bura da onun için bir çare olmayacaktır. Romanın ilk bölümü diyebileceğimiz bu kısımda kadın hakları, insan hakları, hayvan hakları temaları paralel olarak verilmiş. İkinci bölüm diyeceğiniz kısımda kahraman tam dönüşüm geçirmiştir, zaman
Dişi DomuzMarie Darrieussecq · Sel Yayınları · 2023370 okunma
Reklam
Puan vermedi
"Babam öldü" ve "Babam ölüyor" cümleleri birbirinden çok farklı 2 cümledir. Birincisi bir olgu bir durum bildirir, Diğeri ise bir romandır. Böyle diyor yazar kitapta ve romanını yani babasının ölümünü anlatıyor bize. Ve ekliyor "bu romanın sonu baştan belli, kahramanımız ölüyor, aksi halde bu roman benim dilimden anlatılmazdı. Romanın ana teması, yazarın da kendi hayatından alıntıları ile beraber, babasının hastalanıp ölme süreci. Romana aniden hastalıkla ve ölümün dili olan latince tıp terimleri ile başlıyoruz. Babayı tam tanımadan kahramanınızın hastalığı ağırlaşıyor ve romanın ortalarına gelmeden ana kahraman olan babayı kaybediyoruz. Buraya kadar genel olarak ölüm kavramı çok güzel ve özel cümleler ile anlatılıyor. Korkuğumuz ölüm ile aslında hiç karşılaşmadığımızı fark ediyoruz. Ölüm gelmişse biz zaten yokuz Biz varken ise ölüm orada olamaz. Yaşlılık, ölüme hazır olma, anne baba için ölüm, çocuklar için anne baba ölümlerinin etkileri ve travmaları gibi her tür ölüm ile ilgili kavramlar kelimelere dökülmüş. Herkesin kıyameti farklı gerçekten Bir babanın ölümü de insanın kıyameti olabiliyor. Ölümden sonra hatırlanma ise bir nevi ölümsüzlük, Yaşadıkların ile yaşattıkların ile hatırlanırsın Hatırlandıkça ölümün unutulur, ölmemişsin gibi. Yazarın babası da tam bir anlatıcı, Başından geçen olayları, anılarını anlatmada çok başarılı , yazar da sürekli bu hikayeleri hatırlıyor , babasının anıyor roman boyunca.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Puan vermedi
matematikçi olarak çalışan kahramanımız bir kutlama sonrası gece sevgilisiyle eve dönerken ormanda Önüne aniden bir geyiğin Çıkmasıyla kaza geçirir. Yüzü tamamen tahrip Olur, sevgilisi ise ölür. Sonrasında hayatı tamamen farklılaşacaktır. Romanın ana teması budur . Romanın başında kahramanımız hayatı şöyle tanımlar: hepimiz uzayda boşlukta savrulan molekülleriz, hayatlarımızda bu kadar belirsiz ve rastlantılara açıktır. En Zayıf bir belirsizlik, en kuvvetli netlikten daha etkilidir. O gün orada o ormanda o geyiğin Kendisi ve sevgilisinin karşısına çıkması da aynı şekilde bir rastlantıdır. Romanın başka bir yerinde imrendiği bir hayvan olarak planktonlardan Bahseder. Hem toprak hem hava hem denizde yaşayan, geçişler yaparak yaşayabilen bir hayvandır zira. Annesiyle yaşamak istediği ve Kendini en mutlu hissettiği yer olarak da yeryüzüle gökyüzünün birleştiği Yer olarak belirtir. kendisi ayrıca pedro almodovar Hayranıdır, ve bir gün bu yönetmenin bir filminde başrol olacağını düşünür. Zira bu yönetmen fiziksel görünüş ve geçişlerle ilgili psikolojik değerlendirmeler yapan filmler çevirmek tedir. Romanın bir yerinde yönetmen ile kahramanımızın yolları kesişir, dost olurlar, hatta yönetmen onu Transeksüel kadınla tanıştırır. Kısa zamanda transeksüel olan Lisa ile aralarında bir uyum oluşur. Aslında romanın Bu sayfalarından sonra kahraman kendine başka bir dünya kurar, hatta yönetmenin çekeceği filmin bir bakıma senaryosunu yazar, bu senaryoda kendi hayatıdır. Ancak Romanda neresi gerçek neresi hayal ürünü kimi zaman anlaşılması Zorlaşıyor. Kahraman Kendi için kurduğu paralel evrende Gerçek hayattan semboller görürüz. Eski sevgilisi, annesi ve hatta kazaya neden olan geyik yeni kurduğu paralel evrende karşımıza çıkar. tıpkı sadık Hidayet kör baykuş romanındaki gibi, o
Almodovar TeoremiAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2013945 okunma
Puan vermedi
Hiç uyumadan 2 gün geçirmek zorunda olsanız ve bu 2 günü kendinize çok da yakın hissetmediğiniz babanızla geçirseniz neler hissederdiniz? Romanın ana teması işte bu sorudan oluşuyor. Antonio 20 yaşlarında bir gençtir ve epilepsi hastasıdır. Artan epilepsi nöbetlerinden dolayı tedavi için anne ve babası ile birçok doktora gider. İşinin uzmanı bir doktoru ise Marsilya da bulurlar. Antonio nun İlaç ve tedavi süreci yıllar sürer ve artık tamamen iyileşip ilaç almadan hayata devam etmesinden emin olmasının bir yolu kalmıştır. 2 gün boyunca uyumayacak ve herhangi bir nöbet geçirmez ise tamamen iyileştiğine kanaat getirilecektir. Bu süreçte de Antonio ya babası eşlik edecektir. Evet, roman aslında Antonio ve babasının bu uykusuz geçecek 2 güne Marsilya da başlamaları ile başlıyor. Anne ve babası ayıldıktan sonra Antonio babasına tam bir düşmanlık duymasa da ondan uzaklaşmıştır. Boşanma sırasında şahit olduğu ve tam anlam veremediği konuları da kendince kapatmıştır ve aralarındaki mesafeden dolayı da babasını tam olarak tanımıyordur. Bu 2 gün her ne kadar Antonio nun hastalığı için ise de aslında baba oğulun birbirlerini tanıma süreçleri olacaktır. Yani başta Antonio nun hikayesi gibi başlayan roman, sayfalar ilerledikçe matematikçi olarak çalışan babasının hikayesine, sonrasında da bir baba oğul hikayesine akacaktır. Uyumamak için takıldıkları mekanlarda değişik konular açılır. Matematikten konuşurlar. Matematiğin insanı güvende hissettirdiğini dinleriz babasından. Bilinmezlikleri ortadan kaldıran yahut azaltan bir konudur matematik. Hayatın o sarsan karmaşıklığının matematiğin şaşmaz doğruluğu ile anlaşılacağını söyler babası. Alt metinlerde anlarız ki babasının da sığındığı liman matematiktir. Özellikle aile evlilik gibi Bazı sorunlarına çözüm bulmak istemektedir. Bir
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,954 okunma
Puan vermedi
Roman Yozo isimli kahramanımızın çocukluk gençlik ve olgunluk hayat hikayesi. Açılış bölümü, kahramanın hayatının bu 3 dönemine ait çizimleri ile başlıyor. Yozo nun karanlık tarafını bu anlatılan çizimlerden anlamaya başlıyoruz zaten. Evet Yozo çocukluğunda sevgi gösterilmeyen bir aileden gelmektedir. Baba figürü yoktur çocukluğuna ait. Babası vardır ancak Yozo ya ilgi göstermemiştir. Babası Şehir dışından onlar için getireceği Hediye listesini hazırlarken yozo nun herhangi bir şey istememesi hatta sonradan listeye gizlice çok da istemediği bir hediye yazması olayında olduğu gibi anne ve babasından beklentisizdir. Sonrasında başı belaya girdiğinde ve hastaneye düştüğünde bile onunla ilgilenmesi için , ailesinin işlerini yürüten "dilbalığı" gönderilmiştir. Henüz Çocuk yaşta insanları anlayamaz. Sadece yemek ve para için çalıştıklarını gözlemler. Yaptıklarını sahte ve anlaşılmaz bulur. Komiklikler yaparak toplumda dikkat çekmeye ve yer edinmeye çalışır. Çalışır derken aslında çok da önem vermez kimseye, bu onun bir kandırma oyunudur. Yaşı ilerledikçe girdiği ortamlarda da aynı ötekileşmeyi hisseder. Nadir olarak Edindiği arkadaşları da nerdeyse kendi ile aynı kafadadır. Kadınların ilgisini çekmesine rağmen kadınları da yalancı ve 2 yüzlü olarak görür. İlk intihar girişimini de bir kadınla yapar, kadın ölür kendi kurtulur. Yaşamak çok da önemsenecek bir şey değildir onun için.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Reklam