Hakan Encu

anam isyan ediyordu can çekişen tanrıçalığına kendine, bana yıkılan özgür toplumsallığa her şeye isyan ediyordu “dizimin dibinde tutmak için çok çaba harcadım, ama başaramadım” demiş bir defasında. “bu kafa ve kişilikle zor kadın bulursun.” demişti birinde de. akıllıydı anam körleştiren tarihti bizi birbirimize yabancılaştıran “sürekli dua edin, herkese hayır (bağış) yapın” oldu son sözleri ardından dönüp baktım bir kez daha tanrıça kültürünün sesi solup gidiyordu anam soylu bir sesti tanrıçanın soluğunu bana taşıyan soylu bir ses bu sesi duydukça yüreğimin derinliklerinde isyanımın sesini yükselttim anayı tüketen erkek egemen sistemin zalimliğine bizi bize yabancılaştıran iki yüzlülüğüne insana dair olmayan her şeye rest çektim
Duygu/Düşünce
Reklam
oysa ben yaşamak istiyordum, anam beni boğmak istiyordu ölmeyeyim diye beni boğmak istiyordu anamı dinleseydim bu trajediler olmazdı, kimbilir anam o tanrıça gölgesi, o yarım kalmış, o inanna’nın son çığlığı, ama çözümsüz, anam ilk öğretmenim yaşam öğretmenim onuru öğreten anam… anam çok beddua etti onun bedduası yılların sinesine saplanmış trajediler miydi o beddua etti, ben terk ettim zalimce bir ayrılıştı ama gerçekti büyük yalnızlık zamanlarında hatırlarım sözlerini “arkadaşlarına çok güveniyorsun, ama çok yalnız kalacaksın” doğruydu, anamın âhını aldım yalnız kaldım yalnızdım ama arkadaşlarımla toplumsallığımı ben kuracaktım
Duygu/Düşünce
alim olmanın ölçülerini veriyordu bana, “bir sigara kağıdını yastığının altına sok. sen o yastığın işte biraz yükseldiğini fark edersen, iyi bir alim olduğunu kanıtlarsın.“ küçük şeyleri kendine layık görmüyordum, "sen bir tek gözyaşı dökmezsin ben öldüğümde." küçüklüklere, basitliklere gözyaşı dökmem, diyordum,
Duygu/Düşünce
savaş diyordu anam savaş, git, vur, intikamını yerde bırakma diyordu sıradan bir savaşçı gibiydim ağlıyordum kavga sonrası “sen namussuzsun, savaşamıyorsun.” dedi anam nenem de geldi üstüme “bunun namus duyguları tehlikelidir.” takmıştı kafayı arkadaşım hasan’a annem gördü bir defa, “vay, bu namussuz" dedi, "bizim düşmanımızın çocuğuyla ilişki kurmuş.” illegal bir ilişkiydi düşmanlığı aşacak bir gizlilikteydi feodal bir kuralı yedi yaşımdan itibaren bozdum ruhumdan söküp attım o kirli kuralları atmasaydım ruhumdan o kirli kuralı nasıl getirirdim sizleri yan yana nasıl getirirdim bir araya bunca aşireti, kabileyi
Duygu/Düşünce
Ortadoğu’nun çığlığı kulaklarımda yankılanıyor: “senin kaderin çıkışlarla örülü büyük uygarlık yürüyüşüdür. nil ve fırat gibi güçlü nehirsel akıştır. ey lanetli ve soysuz evlat, onlar gibi olamazsan seni affetmem” tanrıçalar yurdu haykırıyor: “ey erkek koca, bunamış ve yatalak! seninle olmam. yanar kül olurum, ama bir daha seninle yaşam ihanetini paylaşmam”
Duygu/Düşünce
Reklam