Hz. Zeyneb bint-i Cahş, Resûl-i Ekrem Efendimizin halası Ümeyme bint-i Abdülmuttalib’in kızı idi. Daha önce Peygamber Efendimizin ‘ evlatlık edindiği Hz. Zeyd b. Harise’yle ‘ evlenmişti. Bu evliliğin dünürlüğünü de bizzat Resûl-i Ekrem Efendimiz yapmıştı.
Hz. Zeynep ve ailesi böyle bir evliliği istemedikleri halde, sırf Peygamber Efendimizin ısrarı üzerine rıza göstermişlerdi.
Hz. Zeyd, izzetli zevcesi Hz. Zeyneb’i kendisine manen küfüv (denk) bulmuyordu. Bu durum, manevi imtizaçsızlığa sebep oluyordu. Nitekim evliliklerinin birinci yılı henüz bitmişken, Hz. Zeyd, Peygamber Efendimize gelerek “ Ya Resûlullah! Ben, ailemden ayrılmak istiyorum “ dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz, cevaben, “Zevceni tut, boşama! Allah’tan kork!” buyurdu. Fakat Hz. Zeyd, Hz. Zeyneb’in başka yüksek bir ahlakta yaratılmış olduğunu kendisini de ona zevc olarak fıtratta manen küfüv bulmadığı için boşadı.
Hz. Zeyneb’in iddeti (boşandıktan sonra beklemesi gereken müddet) dolmuştu. Bu sırada 35 yaşında bulunuyordu.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, bir gün Hz. Âişe validemizle oturmuş, sohbet ediyordu. Bu esnada kendisine vahiy geldi. İnen ayetlerde Cenab-ı Hak şöyle buyurdu:
“ Vakta ki Zeyd, o kadından alakasını kesti, onu boşadı kadın da iddetini tamamladı; Biz de, onu sana zevce yaptın. Ta ki evlatlıkların, kendilerinden alâkalarını kestikleri zevcelerini almakta mü’minler üzerine günah olmasın.”
Cenab-ı Hakk’ın emriyle Peygamber Efendimizle Hz. Zeyneb arasında kurulan bu evliliğin ehemmiyetli bir şer’i hükmü olduğu gibi, bütün mü’minleri ilgilendiren bir hikmeti ve fayda tarafı da vardı. Bu konuyla ilgili gelen vahyin, “ Ta ki evlatlıkların, kendilerinden alakalarını kestikleri zevcelerini almakta mü’minler üzerine günah olmasın “ mealindeki kısmında beyan buyrulmuştur. Çünkü Câhiliyye devrinde, bir