Kayıp Yeşil Defter

Kayıp Yeşil Defter
@Anne_shirleyyy
Saçlarında yıldızlar taşıyan kadınları Sakalları özgürlük kokan adamlar sevmeli...
Uzay halay başı
Ankara, 1 Ocak 1991
91 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
"Nedir bu telaş,nedir bu durmak bilmeyen hengame? Bir çiçeğe bakmak için bile yavaşlayamıyor; Yaşayamadığımız hayatlarda ölüyoruz."
Reklam
"Köylülerin anlattıklarına göre, trenden inişte Yahudiler gruplara ayrılıyor, çırılçıplak soyuluyor, neleri varsa ellerinden alınıyordu. Saçları kesilip şilte yapımında kullanılıyordu. Almanlar ağızlarını açtırıp dişlerini de inceliyor, altın olanları oracıkta söküveriyorlardı. Gaz odalarıyla fırınlar bunca insana yetmiyor; gaz odalarında can verenlerin çoğu toplama kampının çevresine kazılan çukurlara atılıyordu. Köylüler, düşünceli düşünceli anlatılanları dinler, sonra da Yahudiler'in Tanrı tarafından cezalandırıldıklarını söylerlerdi. İsa'yı çarmıha gerdikleri gün cezalandırılmaları gerekiyordu aslında. Tanrı unutmamıştı bu yaptıklarını. Şimdiye kadar Yahudiler'in günahlarının üstüne bir sünger çekmişse de, bağışlamamıştı onları. Bugün Almanlar, onun adaletini yerine getiren araçlar ."
"Oğlunun ölümüne üzülen Tanrı'yı avutmak için, gerçekten bu kadar Yahudiyi kurban etmek gerekli mi, diyordum kendi kendime. Belki yeryüzü yakında kocaman bir yangın yeri olacaktı. Papaz, bütün insanların bir gün öleceğini, hiçlikten gelip hiçliğe döneceklerini söylememiş miydi?"
Vahhh
"Evdeki bütün bitlerle tahtakurularını öldürdüğüm sanılmasın. Özellikle güçlü ve irilerinden birisini bulursak demircinin karısı alır, bir kabın içine atardı. Bir düzine kadar toplanınca onları ezer, bir hamura karıştırırdı. Birkaç damla at sidiği, bir ölçü gübre suyu, bir tutam kedi pisliği ve ölü bir örümceği de katar, mide ağrılarına birebir gelen eşsiz bir karışım elde ederdi. Demirci bile mide ağrıları tuttuğunda, karısının yaptığı haplardan birkaç tane alırdı. Her alışta da kusardı. Karısına sorarsanız bu kusmalar hastalığı gövdeden kovar, çıkarıp atardı."
El benden sebep ölüden
"Köyün en yaşlı kadınlarından biri ölünün sol kolunu sıvamış, sonra bu kolu siyah bir karışıma bulamıştı. Boynunda, ur çıkan ne kadar erkek ve kadın varsa, çenelerinin altından sarkan iğrenç yumruları göstererek birbiri ardından odaya giriyorlardı. Yaşlı kadın onları ölünün yanına getiriyor, urun üstüne birtakım işaretler yaptıktan sonra ölünün parmağını yedi kez ura dokunduruyordu. Korkudan sapsarı kesilen hasta, ihtiyar cadıyla birlikte tekrarlıyordu: "Defol git hastalıklı! Bu el seni de, kendisiyle birlikte götürsün!" Hastalar, bu işe karşılık ölünün ailesine para verdiler. Ölü, odada üç gün kaldı. Sol eli göğsüne kavuşmuştu. Kaskatı kesilen sağ elindeyse bir mum vardı. Dördüncü gün, koku dayanılmaz bir hal alınca köyden bir papaz çağrıldı; cenaze hazırlıklarına geçildi."
Reklam