Bu kitap, bir kadının değil, insanın kendini kaybetme hikâyesi...Hayriye Hanım’ı Kim Çaldı?, Figen Şakacı’nın üçlemesinin son kitabı olarak, bir kadının ömrünü, kayboluşunu ve geride bıraktığı izleri anlatıyor.
Kitap aslında bir “kaybolma” hikâyesi. Ama öyle fiziksel bir kayboluş değil sadece… İnsan zamanla nasıl silinir, nasıl unutulur, nasıl yabancılaşır.
Hikâyede Hayriye Hanım ortada yoktur; onu biz, geride kalanlardan ve özellikle Rüya’nın arayışından tanırız. Bu durum kitabı klasik bir anlatıdan çıkarıp daha parçalı, daha düşündüren bir yapıya sokuyor. Kitap boyunca en çok hissedilen şey: yaşlılık ve yalnızlık.
Ama bu öyle kuru bir anlatım değil—aksine, insanın içine işleyen bir hüzünle veriliyor.Kısacası:
Herkese hitap etmeyebilir ama hisseden için çok etkileyici bir kitap.
Yazarın serideki diğer kitaplarını da okudum ve hepsini gerçekten çok sevdim. Hayriye’nin çocukluğunu Bitirgen Bitirgen’de, gençliğini Pala Hayriye Pala Hayriye’de okumuştuk. Bu kitapta ise onun yaşlılığına tanık oluyoruz. Sanki bir insanın hayatına baştan sona eşlik ediyormuş gibi hissettiriyor.
Keyifle okumanız dileğiyle...
"Tarih boyunca sayısız düşünür, kahin ve sıradan insan en yüce değer olarak hayattan ziyade mutluluğu yüceltmiştir. Antik Yunan düşünürü Epikür, tanrılara tapınmanın zaman kaybı olduğunu, ölümden sonrasının olmadığını ve mutluluğun hayatın tek gerçek amacı olduğunu savunur."
"Başarılarımızın azametini takdir ederken bir diğer noktayı gözden kaçırmamalıyız: Tarih boşluk kabul etmez. Kıtlık, salgın ve savaşlar azalıyorsa, insanlığın bunların yerini alacak başka gündemleri olacaktır. Bunların ne olacağını çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Aksi takdirde eski savaş meydanlarında muzaffer olurken yeni cephelerde hazırlıksız yakalanabiliriz. Peki 21. yüzyılda insanlığın gündeminde kıtlık, salgın ve savaşların yerini hangi meseleler alacak?
Bundan sonra insanlık neyle uğraşacak? Kıtlığı, salgınları ve savaşları engellediğimiz için birazcık tatmin olup hâlimize şükrederek ekolojik dengeyi korumaya da çalışacak mıyız? Şüphesiz en mantıklı ihtimal bu olsa da, insan türü büyük ihtimalle bu yolu izlemeyecek. İnsanlar nadiren ellerindekiyle yetinmeyi biliyor İnsan aklı hemen hemen her zaman kanaat etmek yerine daha fazlasını arzuluyor. "