Yazılı tarihin başlangıcından bu yana aşama aşama kitap ve kütüphanelerin yok oluşunu, nasıl yok olduğunu ve yok olma nedenlerini sistematik bir şekilde inceleyen bu kitabı sanırım üzülmeden, içi sıkılmadan, hayret etmeden okuyacak bir okur olmayacaktır.
Bağnazlığın sınırları nereye varabilir?
İnsan yok etmek için neler yapabilir?
İnsan amacı uğruna neleri yok edebilir?
Zaman zaman aklımı kurcalayan bu soruların yanıtlarının bu kadar ürpertici olacağını hiç düşünmemiştim. Tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlüğün boyutları sınır tanımaz bir seviyeye geldiğinde, kendi varlığını kabul ettirmek isteyen ve bunun için de eskiden kalan tüm izleri silmek isteyen devletlerin ve dinlerin sebep olduğu kıyımların gerçekten akıl almaz boyutlarda olduğunu hayretler içinde okudum. Alıntı yapılması gereken yüzlerce yer vardı ama sanırım bu kitaptan ne kadar alıntı yapılsa da yaşanan felaketi, kitap içinden alınan birkaç cümlenin, kitabın kendisi kadar sunması mümkün olmayacaktı.
Kitapların yok ediş ve oluşu iki sebebe bağlanıyor. Doğal sebepler ve doğal olmayan zalimce yöntemler. “Bellek Cinayeti, Kültür Soykırımı”, doğal olmayan yok edişler bu şekilde tanımlanmış. Tarihin ilk yıllarında meydana gelen doğal afetler, sebebi bilinmeyen yangınlar, kullanılan malzemenin dayanıksızlığı ve savaşlar neticesinde o dönem tarihine ışık tutacak tüm belge ve kitapların yarısı yok oluyor. Sümerlerin “e-dub-ba” yani tablet evi dediği kütüphanelerin ve içinde bulunan sayısız tabletlerin bin bir güçlükle günümüze ulaşan kısmının 21. yüzyıldaki trajik yok oluşu ise insanı hayretler içerisinde bırakıyor.
İlk dönemlerde, daha az kasıtlı, daha az kötülük bilinciyle yapılan sistemsiz yok edişler sonrasında birtakım çabalarla o yok edilen eserlerin, ezberden tekrar yazılarak, bazı yerleri çıkartılarak veya