Şöyle ifade edeyim:
Her gerçek büyüme bir devrim hareketi, kişisel bir devrim hareketidir. İnsanın, hayatını yönetmek isteyen kişilerden kurtulması demektir. İster açıkça ister sorunsuzca yönetmek istesinler, her durumda her insanın kendi olma noktasında gelişmesi cesaret, gayret isteyen ve acı çekmesi anlamına gelebilen bir özgürleşme sorunudur. Bütün problemlerin özü, o insanın meydan mı okuyacağı yoksa teslim mi olacağı ve bu teslimiyeti saklamaya nasıl yelteneceğidir. Çoğu kişinin yaptığı şey saklamak. Gerçek, teslim olmaları ve bu sorunu çözmekten vazgeçmiş olmalarıdır. Kendilerinin yönetilmesine izin verirler ama bundan saklanmak için çeşitli yollar ve yöntemler bulurlar.
Bu kadın çölde haritasız gezen bir gezgine benziyor. Gelip, kendini çölden çıkaracak birini arıyor çünkü susuzluktan ölmekten korkuyor. Bu bir benzetme değil, tam olarak öyle. Bir haritaya ihtiyacı var ama bu harita, sadece bütün bunlara bağımlı olduğunu görmesi için değil şimdi nereye gidebileceğini görmesi için gerekli.
Biri diğerine eklenir ve normalde gerektiğinde iki satır roman ya da şiir yazamayan birinin uykusunda bir fikri sembolik bir dille nasıl da kusursuz, güzel ve sanatsal bir şekilde ifade edebildiği çok şaşırtıcıdır. Bunu çoğumuz rüyalarımızda yaparız.