Sanat önemlidir, çünkü ruhun mevsimlerini ya da ruhun yolculuğundaki özel veya trajik bir olayı anımsatır. Sanat, sadece kendimiz için değildir, sadece kendi kavrayışımızın bir göstergesi değildir. Peşimizden gelenler için bir haritadır da.
İçgüdüsel psişe ile iletişimimiz koptuğunda yarı yarıya harap olmuş bir durumda yaşarız ve dişil imgelerle güçler tam olarak gelişemez. Bir temel kaynağından yoksun kaldığı zaman yüksüzleşerek içi boşalır; içgüdüleri ve doğal hayat döngüleri, kendisinin ya da başkalarının kültürü, usavurma veya ego tarafından teslim de alınabilir.
Çok kez, insanları hayvanlardan ayıran en belirgin özelliğin ne olduğunu söylediğimde okuyucularım benim şaka yaptığımı sanmışlardır; dişisine  kötü davranan tek yaratıktır insan; ne kurtların, ne korkak kaplanların, ne de insan yaşantısına sokulup soysuzlaşan köpeklerin bile yapmaya kalkışacakları bir şeydir bu. İnsan kendi içgüdülerini, hiç olmazsa iyilerinin çoğunu kaybederken, “ aşağı” kardeşimiz hâlâ vahşi içgüdüsünü korumaktadır.
Karşınızdaki sizle aynı düşünce sistemine sahipse, yapılacak en iyi iş çarçabuk dünya görüşünüzü değiştirip, yeni bir görüşü benimsemeye çalışmanızdır.