Anta Lena

Anta Lena
@Antalena
Kalıplardan sıyrılıp özgürleşmenin mutluluk olduğunu anlayalı çok oldu. Okurum, seyahat ederim ve yaşarım.
Turizm
Üniversite
Peru, Türkiye
Muğla
37 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
@Antalena·
·
sabitlendi
Madem cehennemliğiz, yağmurlu günde ölelim bari.
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 10:40
Baobab ağacı-sığınmacı metaforu üzerinden kurgulanmış, konusu değişik ve bütünüyle ilginç bir gerilim romanı. Yazar kitabı , “Kırgıbayırlarının kırgıinsanlarına; sığınmacılara,” diyerek yerinden yurdundan edilmiş insanlara ithaf etmiş, sonra da "Madem cehennemliğiz, yağmurlu günde ölelim bari," demiş. Hikâye İstanbul’daki bir klinikte başlıyor, sıradan, bildik kliniklerden değil. Keza hem orada yaşananlar hem de insanlar, akıl almaz olayların ve şaşırtıcı karakterlerin gölgesinde şok edici açıklamalara muhtaç. O noktada baobab-sığınmacı metaforu gibi bir de minnet evreni-korku evreni metoforu ortaya çıkmış ve roman boyunca bu metaforların kullanıldığı acayip edebi metinler gerilimli bir kurgunun içine yedirilmiş. Gelelim kliniğe; sahibi Cihangir Kent’in bir sabah Marmara Denizi’nde cesedi bulunuyor. Geride dikkat çekici iki isim var, Cihangir’in sahip çıktığı ve klinikte görevlendirdiği Azgar adındaki genç Afgan sığınmacı bir de kliniğin hizmetlilerinden malın gözü, güvenilmez, kötülük timsali bir kadın olan Satenay. Azgar romanın esas kahramanı. Hafıza sorunları var, belleğindeki bölük pörçük anıların kaynağını bilmiyor, üstelik bu anılar dünyanın değişik ülkelerine yapılmış seyahatlerle ilgili ama Azgar’ın sığınmacı olması bu seyahatleri imkânsız kılıyor, o zaman birinin hafızası onunkine nakledilmiş olma seçeneği doğuyor. Bu gizemin tek açıklaması Cihangir'de ama o da artık bir ölü. Satenay’sa üzerinde örtülü bir güç taşıyor, her taşın altından çıkma potansiyeline sahip, kırk yaşlarında bir kadın. Azgar’ı hem cinsel yönden istismar ediyor hem de manipüle ederek emelleri doğrultusunda kullanıyor. Azgar ondan tiksiniyor ama bir türlü yörüngesinden çıkamıyor. Belleğindeki tuhaflığı Cihangir dışında onun da bildiğinden şüpheleniyor fakat kadın tam
Ölümcül BaobabMehmet Mollaosmanoğlu · The Kitap Yayınları · 202613 okunma
Reklam
İnsanlar, Cinler ve Yozlaşmışların dünyasına hoş geldiniz.
Puan vermedi·672 syf.··
2026 14. kitabı
İnceleme özeti: (zayıf-orta-iyi-çok iyi-süper) Hikâye: Giriş: iyi. Gelişme: iyi. Son: iyi Karakterler: Çok iyi Edebiyat: Çok iyi Kurgu: İyi Atmosfer: Çok iyi İz bırakma: İyi Yazarın diğer kitaplarını da okuma dürtüsü: İyi Sayfa Düzeni: İyi Kapak:Çok iyi Redaksiyon: Çok iyi. Doğal bir beceriyle hayal edilmiş, kusursuzca kurgulanmış, olaylar ve karakterler herkesin anlayabileceği bir biçimde canlandırılmış dikkate değer bir fantastik roman. Yazar, ki hakkında bilgi bulamadım ve sanıyorum ilk eseri, çok sade, çok anlaşılır bunun yanında derdini iyi anlatan güzel cümleler kullanmış, ortaya iyi bir edebiyat eseri çıkmış. Edebiyat anlamında eli yüzü düzgün bir roman demiştik, yine de okuma yaparken yan karakterlerin çokluğu, bunların konuya katkısı olsun olmasın detaylıca işlenmesi ve muhtemelen bunlarla bağlantılı gereksiz uzatılmış kısımlar can sıkıcı olabiliyor, buna rağmen cinler, insanlar ve yozlaşmışlar adı verilen üç türlü zeki varlık grubunun birbirleriyle olan ilişkilerini de az kahramanla ve az olayla yazmanın neleri eksilteceğini hesap etmek gerekir tabii. Sonuçta 668 sayfalık kalın bir kitap bu. Tam bu noktada yazarın hakkını vermemiz gereken bir husus var; bir sürü karakter, bir sürü şehir, bölge ve kavim adı seçerken fonetiği düzgün, kulağa hoş gelen sözcüklerin seçilmesi büyük başarı. O sözcüklerin başka dillerde karşılığı olmadığını, kullanılmadığını yazarın hepsini türettiğini varsayarak söylüyorum. (Elon gibi bir iki istisna hariç) Asiler devlet düşmanı mıdır yoksa vatansever oldukları için mi asidirler gibi bir temanın üzerine kurulduğunu düşündüğüm bu eserin bende en çok iz bırakan özelliği atmosferiydi. Sinematik bir anlatıdan bahsediyorum ve bu konuda yazarın hayal gücü takdire şayan. Ne var ki altı yüz küsur sayfalık bu upuzun hikâye
Arayış: Deliahir Savaşçısı 1Ahmet Taşer · The Kitap · 202536 okunma

Anta Lena

, bir kitap okudu
Puan vermedi·672 syf.··
2026 14. kitabı
Ahmet Taşer
9.8/10 · 36 okunma
Kırk yıllık platonik aşk
Puan vermedi·224 syf.··
2026 13. kitabı
İnceleme özeti: (zayıf-orta-iyi-çok iyi-süper) Hikâye: Giriş: çok iyi. Gelişme: iyi. Son: orta Karakterler: Çok iyi Edebiyat: Çok iyi Kurgu: Orta İz bırakma: İyi Yazarın diğer kitaplarını da okuma dürtüsü: İyi Sayfa Düzeni: İyi Kapak: İyi Redaksiyon: Çok iyi. Altmışlı yaşlarda bir yazar, adı Zafer, aynı zamanda Trakya’da bir butik otel sahibi. Bir gün otele bir kadın geliyor, adam kadını hemen tanıyor çünkü kırk beş yıl önce porno dergilerde gördüğü ve aşık olduğu Elke isimli bir yıldızdır o. Gerçi kadın adının Ülkü olduğunu söylüyor fakat adam duygularından ve hafızasından emin; gelen odur, hem porno sektöründe olan biri gerçek adını kullanacak değil ya. Hatta adam o yıllarda izini bulmak için ta Amerikalar gitmiş, ama bulamamış, sonra da bir daha kadının ne fotoğraflarını görmüş ne de herhangi bir kaynakta izine rastlamış. Akıldan bir türlü silinmemiş öyle bir platonik aşk. Buraya kadar iyi bir başlangıç, ilgi çekiyor. Ne var ki okurun aklını karıştıran bir şey var, adam altmışında, gençliğinde hayallerini süsleyen kadın da en az onunla yaşıt olmalı değil mi? Hayır, kadın Afrodit gibi, vücudunda tek bir deformasyon yok, hatta dergilerdeki halinden bile daha güzel. Yazar Hakan Karahan'ın tarifi böyle; kadının yaşıyla ilgili bir ima, bir fikir, bir varsayım yok ortada ve kurguyu yaparken okuru bu tereddütten kurtaracak, bir yanılgı olma ihtimalini hissettirecek tek bir imada dahi bulunmadan eski porno yıldızı Elke ve otel sahibi Zafer arasındaki ilişkiyi tatlı tatlı anlatıyor. Okur da kafasındaki kurtları evire çevire okuyor. Ülkü ya da Elke, Zafer’e anılarını anlatırken, evliyken Karl adındaki elli dört yaşındaki bir adamla olan gizli ilişkisinden bahsediyor. Elli dört yaşındaki adamı öyle bir tarif ediyor ki, bakanların gözünü alamadığı, çarpıcı ve
Cennette Bir HaftaHakan Karahan · Mona Kitap · 20234 okunma
Reklam