Akılcı bir kişi araçlardan soyutlanmış bir amacın özlemine kapılmaz. Başarabileceği yolları bilmeden (veya öğrenmeden) ve düşünmeden bir arzuya kapılmaz. Doğanın
insan arzularının tatminini otomatik olarak sağlamadığını, bir kişinin amaçları ve değerlerinin kendi çabası ile başarılmak zorunda olduğunu, diğer insanların
çabaları ve hayatlarının onun mülkiyeti olmadığını ve onun dileklerine hizmet etmek için varolmadıklarını bildiğinden,
akılcı bir kişi doğrudan veya dolaylı olarak kendi çabası ile gerçekleştirilemeyecek olan bir arzuya hiçbir zaman kapılmaz veya böyle bir amaç peşinde koşmaz.
Bir kişinin ''çıkarları'' onun ulaşmayı
tercih ettiği amacın tipine bağlıdır, kişinin amaç tercihi onun arzularına bağlıdır, kişinin arzuları onun değerlerine bağlıdır ve akılcı bir kişinin değerleri aklının muhakemesine bağlıdır.
“Bencil'' olmayan," ''kişisel duygularla ilgili olmayan'' bir sevgi, kavramsal bir çelişkidir ve kişinin değer verdiği şeylere karşı kayıtsız olduğu anlamına gelir.
İnsanın yaşamı ve kendine saygısı, onun düşünebilme ve yaşayabilme gücüne sahip olmaktan gurur duymasını gerektirir, fakat insanlara öğretilen ahlak, gururu ve özellikle de entellektüel gururu günahların en kötüsü olarak görür. insanlara, erdemin aşağılanma ile; çaresizliğin, küçüklüğün, kişinin aklının yetersizliğinin kabul edilmesi ile başladığı öğretilir
İnsan için kabus haline gelen bir evrende - üzerinde ''erdem'' yazan kapısı, insanın
kendini yok etmeye açılan ve üzerinde ''başarı'' yazan kapısı kendini lanetlemeye açılan bir labirent içine insanı atmış olan metafizik bir sadist tarafından yaratılan
bir evrende - mahpus kalan bir zavallının suç ve dehşetten başka hirbir şey hissetmesi mümkün değildir.