Rigor

Öyle fazlasınız ki çevremde…
Yalnızca işi düştüğünde ya da dert an­latmak için bizi arayanlar, karşılaştığımızda bizim o andaki ko­şullarımız ne olursa olsun sürekli kendilerinden ve sorunların­dan söz edenler oldukça sık yaşadığımız örneklerdir. Böyle insanlar gerçekten bizi görmek istedikleri için değil, o anda yal­nız kalmak istemedikleri için bizi ararlar. İlişkileri sürdürme ça­balarının gerisinde de "günün birinde gerekli olabileceğimiz" düşüncesi bulunur. Bize ilgi gösterirler, ama bu bizi anlamaya çalışmaktan uzak, "yatırım" amacını içeren bir tutumdur. Kısa bir süre sonra mutlaka karşılığında bir şeyler istenir, veremedi­ ğimizde de kendi verdiklerini hatırlatarak bizi suçlamaya çalı­şabilirler. Vaktiyle gösterdikleri ilginin aslında bize gerçekten bir şey vermekten çok, kendi yalnızlıklarından kaynaklandığını ve karşılık beklentisiyle verildiği için, vermek olmadığını göre­mezler.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
bu üzdü :/
Tutucu ve değişmez görüşleri olan bazı toplumlar­ da bir insanın olağan bireyleşme çabaları bile engellenir ya da her şeye karşın bireyleşme sürecini sürdürmekte direnen kişiler toplumdışı kalabilirler. Böyle bir toplum, çağdaş ölçütlere göre sağlıksız bir yapıya sahiptir. Ne var ki, bireylerinin yaratıcı güç­ lerini eyleme dönüştürmelerine olanak tanımayan bu gibi top­lumlar eninde sonunda çalkantılara sahne olur ve yapısal deği­şikliğe uğrarlar.
Toplum normlarına meydan okurcasına davranışlarda bu­ lunmanın derininde aşırı bağımlılık eğilimleri bulunur. Böyle­ sine bağımlı bir insan özerk olmayı öğrenememiş olduğundan, karşıt tepki geliştirmeyi bireyleşme olarak yorumlar.
İnsan bir zaman tüketicisidir. Üstelik bize ayrılan bu zaman oldukça sınırlıdırda. Ama yine de çoğumuz yapmak istedikleri­mizi sonsuza dek zamanımız varmışçasına erteleriz. Yaşamımız boyunca yitirdiğimiz bazı şeyleri yeniden elde edebilir ya da yerine başka şeyler koyabiliriz. Ama tükettiğimiz zamanı asla!
Yapıcı ve yaratıcı düşünce yeni yaşantılara açılmanın hazır­lığıdır. Eleştirici düşünce ise geçmişte yapılmış hataları yinele­ memeyi sağlar. Oysa günümüzde pek çok insan soyut kavram­lar içinde kendilerini yitirerek gerçek benlikleriyle yüzleşmek­ten kaçınmaya çalışmaktadır. Duygusal yakınlıktan ürken bu kişiler, incinme olasılığını azaltmak için düşünce aracılığıyla ilişkiye geçerler.