gamze

Bu karanlık garda, nicedir her sabah onu beklediğimi, dahası bundan sonra da her sabah onu bekleyeceğimi kendime, sadece kendime, sessizce itiraf ediyorum. O zaman acı bir tebessüm yeşeriyor dudağımın kenarında. Beklemek ne kadar sürer anlıyorum. Bir ömür ve hatta belki sonrasında da. Beklenen gelene kadar değil, gelmeyişi boyunca.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Artık dönmeyecek bir sevgiliyi beklediğini söyleyenler de var, mezara verilmiş evladının yolunu gözlediğini de. Hemfikir olduğumuz yegâne husus, beklediğinin gelmeyeceği. Ve birbirimize itiraf etmesek bile, bunda hepimizi büyüleyen bir şey var: Gelmeyeceği aşikâr birini bekleyebilmenin o muhteşem, görkemli, kederli ve korkunç güzelliği. Bizi kimse, bizi kimse böyle bekleyerek ama gene de beklentisizce sevmedi. Peki ya biz kimseyi?
Dünya güzel yer sahiden. Keşke boş yere endişelenmeden yaşayabilsem.
Sayfa 193·Kitabı okudu
Narin, seninle birlikte çiçeklere su verelim mi? Rüzgârlı bir günde vapurla karşıya geçelim Narin. Bazı sabahlar erkenden kalkıp deniz kıyısında yürüyelim. Nasıl da iyot kokuyor tenin.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Kalbimin en derininde duyuyorum artık. İyice biliyorum. Hissediyorum. Galiba ancak bir kadın iyileştirebilir diğerini. Ancak o yaralarını sarabilir, ancak o gerçekten sarılabilir. Bir kadını galiba sadece, başka bir kadın anlayabilir...
Sayfa 132·Kitabı okudu