Şimdi mektubunla da olsa karşıma çıkacak cesareti bulduysan, ardında bıraktığın enkazla yüzleşmeye hazırlan. Sen ki bu eski dönmedolabı durdurdun, elbet çaresizce dönüp durduğu yılların yorgunluğunu dinleyeceksin. Pul pul olmuş boyalar üstüne dökülecek, sineye çekeceksin. Uzun sürecek, acı verecek, sabredeceksin. Ayrılığımız senin eserin ama bil ki kırık dökük vuslatımızı o arsız bencilliğine emanet etmeyeceğim. Madem kapımı çalarak cehennemimi göze aldın, öyleyse evvela ben yazacağım, sen okuyacaksın. Velhasıl, dönenlerin kaderine hoş geldin!
Tıpkı apansız gidişin gibi dönüşünde de başına buyruk ve bencilsin. Bense aritmetik dersinde öğrendiğim sıfır rakamı gibiyim. Seninle toplandığım vakit hiçim belki ama ola ki çarpışırsak, dikkat et, seni de yutup hiçliğime katabilirim.
Biliyorum, beni kolay affetmezsin ama belki tüm yaşananlara rağmen yeniden sevmeyi deneyebilirsin. Belki yeniden konuşursun benimle, beni yeniden dinlersin. Bil ki aramızdaki kuvvetli bağ, deein sevgidir yarımlarımızı tam yapacak olan. Ne olur yeniden tamamla beni ve bölündüğün yerden benimle tamamlan.