Gerçekten de, her şey oradaydı ve bundan başka ne istenebilirdi? Gezinmek için küçük bir bahçe ve düşlere dalmak için sonsuzluk. Ayaklarının altında ekip biçebileceği bir toprak, başının üzerinde inceleyebileceği ve üzerinde düşünebileceği sonsuzluk; yerde birkaç çiçek ve gökte tüm yıldızlar.
Gece çiçeklerinin kokularını yaydıkları anlarda, yıldızlı gecenin ortasında lamba gibi yanan, yaradılışın evrensel ışığının merkezinde coşkuyla kendinden geçen yüreğini doğaya sunduğunda, belki kendi de aklından geçenleri bilmiyor, içinden bir şeyin dışarıya doğru süzüldüğünü, bir şeyin de içine doğru alçaldığını hissediyordu. Bu anlarda âdeta ruhun girdapları evrenin girdaplarıyla gizemli bir şekilde yer değiştiriyordu!