Onu çok özlediğimi, ona duyduğum şeye aşk demenin yetmediğini de yazmıyorum. Bunu yazmak aramızdaki şeyi hafifletecekmiş gibi geliyor. Döndüğümden beri ikimiz de kelimelerle yaşasak da bazı duygular kelimeleri aşıyor.
Şimdi kendi fotoğrafımın negatifi gibiyim. Eskiden güçlüydüm, neşeliydim, şimdi öylece oturup susuyorum. Eskiden yapacak yığınla işim vardı, şimdi sadece yazıyorum. Eskiden yakın uzak sayısız arkadaşım vardı, ne zaman ve nasıl olduğunu anlamadan hepsini hayatımdan çıkarttım. Eskiden birlikte olduğum ama âşık olamadığım kadınlar vardı, şimdi sadece Sanem var. Sanem ve kelimeleri. Bazen çok şaşırtıcı, bazen dümdüz, bazen sırf beni güldürmek için yazdığını düşündüğüm kelimeler. Ama cümleleri dinmeyen bir acıyı sürekli dibe itiyor.
Açık sözlü olmak sanıldığı kadar iyi bir şey değil çünkü, gerçek ağırsa, tanınmayacak kadar parçalanmış bile olsa her zaman ağırdır, açıkça söylenen sözler ustura gibi kesiyor insanı.