Apollon

"Peki insan nedir, biliyor muyuz? Doğası nedir? Onun hakkında ne düşünürüz? Ve kulaklarımız bu konuda ehlileşmiş midir? Hayır. Doğa ne anlıyor musun? İzah etmek zorunda olduğumu söylediğimde beni hangi derecede anlıyorsun? İzahat nedir biliyor musun? Doğru ya da yanlış nedir biliyor musun? Seni felsefeyle mi tanıştırmalıyım? Seninle konuşmaktan ben ne kazanıyorum söyle. Beni heveslendir. Neden böyle bir arzu duyayım? Koyun sevdiği otları gördü mü iştahlanır. Ona taş ya da ekmek göster yerinden kıpırdamaz bile. Dolayısıyla bizim de doğal bazı arzularımız vardır. Mesela konuşmaya değecek insanlar. Bizim içimizdeki ruhu canlandıracak bir dinleyici. Ama bir taş ya da ot gibi oturursa ben neden konuşma arzusu duyacağım?"
Sayfa 56·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
"Deliler de kendi sanrılarına inanırlar ama ne kadar çok inanırlarsa tedaviye de o kadar çok ihtiyaç duyarlar."
Sayfa 55·Kitabı okudu
Felsefe
"Bugüne kadar pek çok bilge insanla tanıştım o yüzden de bilgeyim diyorsun. Ben de pek çok zengin insan tanıdım ama zengin değilim."
Sayfa 53·Kitabı okudu
Felsefe
"Bir doktor hasta bir adama diyor ki: 'Dostum, ateşin var. Bugün hiçbir şey yeme, su iç.' Kimse buna 'Ne büyük bir hakaret!' diye cevap vermiyor. Ama bir adama kalkıp Arzuların zehirli, içgüdülerin zayıf, isteklerin tutarsız, güdülerin doğayla uyumlu değil, fikirlerin olgunlaşmamış ve yanlış' dersen ona hakaret ettiğini söylüyor. Bir ayna insanı tam olarak göründüğü gibi gösterdiğinde olgunlaşamamış insanı kızdırıyor."
Sayfa 53·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam