Nisan Erva

Oturduğum evin bir ıssız adadan farkı yok. Günün birinde, bir gemi alıp beni buradan kurtaracak mı? O geminin adı olsa olsa Anadolu ordusudur. Her gün, her saat bir mazgal deliğine benzeyen penceremden onu gözetliyorum. Onu bekliyorum. Ufuklar, insana endişe verecek kadar boş ve sakin. Sanki, bir savaş içinde değiliz. Sanki her şey benim vehmimden ibaret gibi.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ah, bu insan, ah bu insan denilen mahluk! Tabiatı, ne cenabet bir zindan haline sokmuş. Yanı başımda, bu çocuk olmasa, bu çamurdan yuva, bu aşağının kurt kaynaşmaları, bu yenen, içilen şeylerden sızan geriz olmasa, şu kuru toprak dalgalarının üstünde, bu kızıl akşam aydınlığında hayat, daha ne kadar sade ve asil olacaktı...
Sayfa 84·Kitabı okudu
Bu, benim bir kadına ilk tutuluşum değildir. Fakat, bu benim için ilk olmayacak sevgidir. Bir dağ gülü, dikenlikler, çalılıklar arasından bir dağ gülü nasıl koparılır? Bilmi-yorum. Ne denilir? Nasıl alınır? Bilmiyorum
Sayfa 82·Kitabı okudu
Yazıklar olsun, seni sevmesini bilmeyenlere; ey, gamlı ülke!.. Seni sevip, senin sessiz dramın içinde gömülüp gitmekten korku çekenlere!.. Taşın, toprağın ne bitmez bir sabır ve mukavemet hazinesidir! Insan, senin göğsünde ya destani bir kahramanlığa erer ya da en ilâhî mizaçlı velilerin feragat ve mahviyet derecesine varır.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Vatan
Zavallı köylü çocuğu! Sen, iki üvey ananın yavrususun. Biri demin seni döven anandır, öbürü de seni her gün döven, doğduğundan beri her gün döven yurdundur. İkisinin acısı arasında, böyle kavrulup gitmişsin.
Vatan