Şöyle düşünüyorum: Bak, şu saman yığınının yanında uzanmış yatıyorum... İşgal ettiğim yer öylesine küçücük, evrende bulunmadığım ve umurunda bile olmadığım alanın yanında öylesine ufacık, yok sayılacak kadar küçük ki... ve yaşayacağım zaman dilimi benim bulunmadığım ve bulunmayacağım sonsuz zamanın yanında öylesine az ki... Oysa bu atomun, bu matematiksel noktanın içinde kan dolaşıyor, bir beyin çalışıyor, birtakım istekleri var... Ne kepazelik! Ne saçmalık!
Sayfa 157 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
- Ne hatırladım, biliyor musun ağabey? dedi. Bir gün rahmetli annemle tartışıyordum: "Seni dinlemek istemiyorum," diye bağırıyordu... Sonunda şöyle dedim ona: "Beni anlayamazsınız anne, ikimiz ayrı kuşakların insanlarıyız çünkü." Bu sözüme çok gücendi, bense, "Ne yapayım," diye düşünmüştüm, "İlaç acıdır, ama gene de yutmak gerekir." İşte sıra şimdi bize geldi, çocuklarımız onların kuşağından olmadığımızı söyleyecekler bize ve biz bu acı ilacı yutacağız.
Sayfa 69 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
-Küçümseyen kim? diye itiraz etti Bazarov. Ama gene de şunu söyleyeceğim, tüm hayatını bir kadının aşkına yatıran, kaybedince de çöken, artık hiçbir işe yaramayacak kadar kendini bırakan, hayata küsen bir erkek, erkek değildir. Onun mutsuz olduğunu söylüyorsun. Benden iyi bilirsin sen bunu, ama apttalıktan tamamen kurtulamamış.
Sayfa 41 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu