Atas

Bakınız Okuyunuz Anlayınız
9/10
·120 syf.·
2026 10. kitabı
Yaşantımıza nasıl Müslümanca bakarız? Seküler dünyanın maddeci anlayışını bırakıp İslami dünyanın maneviyatını içimize işlememiz gerekir. Gerçek mutluluk maddecilikle değil maneviyatla elde edilir. Maddecilikte geçici huzur, maneviyatta kalıcı huzur vardır. Maddecilik, seni Maddiyata köle yapar; maneviyat ise özgürleştirir; köle olmaktan kurtarır. Yazarı ilk defa Ebu Hanzala ile tartışırken görmüş ve üslubunu beğenmiştim. Okurken samimiyet kokan bir anlatım dili olduğunu bir kez daha gördüm. Güncel meselelere İslami çözümleri -panzehir olarak- ortaya atan yazara katılmamak için deli olmak gerekir. Z ve Y kuşağının okuması gereken, eksik noktalarımızın anlatıldığı bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
Müslümanca Bir Ömür için Yön Ver HayatınaÖmer Faruk Korkmaz · Dirayet Yayınları · 202436 okunma
Reklam
9/10
·222 syf.·
2026 9. kitabı
İmam Gazali'den (r.h.) yöneticilere, insanları nasıl yönetirsin dersi... İmam Gazali'nin bu eserini günümüz Müslüman liderleri ve yerel yöneticilerinin okumasının zorunlu olmasını isterdim. Bunu yapmayanların görevden atılmaları güzel olurdu. Günümüzde yönetimi eline alanları geçtim; yakınları o yöneticiden daha çok imtiyaz sahibi oluyorlar; bu da toplumun adalet algısına ağır bir darbe indiriyor ve "Üzüm üzüme baka baka kararır." deyiminin ne kadar doğru olduğunu görmüş oluyoruz. Ayrıca günümüzde eşitlik ve adalet karıştırılıyor. Eşitliğin adalet olmadığını bilmekte yarar var. Adil bir lider, halkın hidayetine vesile olur; Müslüman olsun veya olmasın. Adil olsun, çalmasın, yakınlarına peşkeş çekmesin, zulüm etmesin. İmam Gazali rahmetullahi aleyh geçmiş hükümdarlar, komutanlar ve alimlerin hayatından kıssalarla, bir yöneticinin nasıl yönetmesi gerektiğini -çok güzel- anlatıyor. Yöneticilere anlatılanı-mümkün mertebe- uygulamaya çalışmak kalıyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
İmam-ı Gazali'den Yönetim Sırlarıİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2011562 okunma
6/10
·224 syf.·
2026 8. kitabı
Aziz Nesin'den okuduğum ilk kitabın incelemesini yazmasam olmazdı. Zeynep ve Ahmet beşinci sınıfa giden iki arkadaş. Zeynep'in ailesinin işi nedeniyle Ankara'ya taşınmışlar ve bu ayrılık mektuplaşmalarına neden olmuş. Romanın kurgusu bu şekilde ilerliyor; akıcı olduğu bir gerçek. Başlarda güzel ilerlese de, Hikmet olayında garipsediğim bir yazım dili vardı. Cinsiyetsizliği normalleştirmek ister gibiydi yazar. Zeynep'in "Hikmet'e ilgim arttı." cümlesi benim için kabul edilemezdi. Aziz Nesin gibi bir yazarın kurduğu cümleyi bilinçsizce kurmadığını -az çok- biliriz. Bu tür ifadeleri kurmaması gerekirdi. Romanın devamında Ahmet'in, "Hikmet'i merak ediyorum. Ondan haber aldın mı yazarsın." gibisinden kurduğu kelimelerle bilinçaltını zehirlemeye gerek yok. Ayrıca romanda yazılan mektupların Türkiye'deki toplumun çok az bir kısmını yansıttığını düşünüyorum. Roman Atatürk'çü kesimin okuması için yazılmış. Muhafazakar kesime hitap etmiyor. İçinde ders çıkarılacak yer olmaması mümkün değil fakat konu çocuklar olunca... Bu roman bizim toplumun yüzde yirmisini yansıtıyor diyebilirim. Akıcı olduğunu söylemiştim. Bazı sayfalarda güldürdüğünü de söylemeliyim. Her insanın hayata bakış açısı farklıdır. Herkes istediği gibi eleştirebilir fakat saygı çerçevesinde.. Keyifli okumalar dilerim.
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,6bin okunma
Düşünceye saygı, gerçeği kabulleniş!
10/10
·192 syf.·
2026 6. kitabı
Ülkemizin acı gerçeklerini yüzümüze vurduğun için teşekkürler Livaneli. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana her iktidarı eline alan kendi gibi düşünmeyen insanları susturmaya çalıştı. Atatürk idam ederek, ondan sonrakiler sürgün yada hapishanelerde çürüterek susturmaya çalıştılar. Hiçbirisi başarılı olamadı; susturmaya çalıştıkça sorunu büyüttüler. Ülkenin maneviyatının içini boşalttılar. Günümüze geldiğimizde saygıdan yoksun, ufacık tartışmalarda birbirini öldürebilecek insanların (gençlerin) türemesine vesile oldular ve hepsi suç ortağı. Selim, Leyla ve Zeynep'in hikayesini çok beğendim. 70'li, 80'li yılların anlatıldığı bir dönem çok güzel şekilde ele alınmış. Düşüncenin suç sayıldığı, okuyanların, yazanların hapse atıldığı -işkencelere maruz kaldıkları- bir dönem. Kitabı okurken, üniformaların kişiliği nasıl değiştirdiğine tanıklık edeceksiniz. Gücün yanlış ellere geçince nasıl yaşama hakkını insanların elinden aldığını anlayacaksınız. Türkiye'de idam edilebilmeleri için yaşları büyütülen çocukları göreceksiniz. Kendi vatanından zorla koparılıp, yabancı diyarlarda yaşama tutunmak isteyen aileler olduğunu öğreneceksiniz... Dedemin 90'lı yıllarda yaşadıklarını paylaşmak istiyorum: "Suçsuz olduğu halde hapse girdi sonra sahte pasaportla Almanya'ya kaçmaya çalıştı. Uçağın merdivenlerinde iki sivil polis tarafından yakalanıp hapse atıldı. Hapiste verem oldu, işkencede kaşları söküldü; birçok işkenceye maruz kaldı." Türkiye'nin acı gerçeklerini yazdığın için tekrardan -bütün kalbimle- teşekkür ederim Livaneli. Keyifli okumalar dilerim.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
10/10
·352 syf.·
2026 5. kitabı
Selahaddin Eyyübi'nin hayatını okumadan evvel yazarın güvenirliğini araştırdım ve okumaya başladım. Selahaddin Eyyübi'nin hayatını bilinçli olarak çarpıtan birçok yazar varken konuyla ilgili her kitap okunmaz; en azından araştırılmadan okunmaz. Bu kitabın tercümesini yapan işinin hakkını vererek yapmış. Kitabı bitirdikten sonra bu konuda şüphem kalmadı. İbn Şeddad Selahaddin Eyyübi'nin tarihçisi, gözlemlediği olayları yazmış. Yazarken Selahaddin Eyyübi'nin hatalarını yazmaktan kaçınmış. Bu konuda eksiği var bence. Sonuçta her insan hata yapar. Eğer hata yapılmamış olsaydı Haçlı ordusuyla anlaşmalar olmazdı; haçlılar darmadağın bir şekilde ülkelerinin yolunu tutarlardı. Selahaddin Eyyübi çok büyük bir komutan ve İslam uğruna yaptıklarını tarih boyunca yapanlar bir elin parmağını geçmemiştir. Son olarak Kürt, Türk, Arap tartışmasına değinmek istiyorum. Ben Kürt olduğunu düşünüyorum; o dönem kullanılan isimlere baktığımızda Kürtler arasında hala çok yaygın isimler fakat o dönemde milliyetçilik diye bir kaide yoktu ümmet anlayışı vardı ve kürdüyle, türküyle, arabıyla, acemiyle akrabalık bağları kurulmuştu; bu dönemden daha güçlüydü diyebilirim. O yüzden de tarihi kişilikleri savunduğu değerlerle araştırmak, tartışmak lazım milliyetleriyle değil. Genel anlamda kitabı çok beğendim. Kudüs'ü hristiyanların elinden kurtarmış, Müslümanları birleştirmiş büyük bir komutanın hayatını -yaşanmışlıklara birebir tanık olmuş bir alimin kaleminden- okumak keyif verecektir. Kesinlikle okunması gerekir. Keyifli okumalar..
Selahaddin-i Eyyubi'nin Hayatıİbn-i Şeddad · Büyüyenay Yayınevi · 20218 okunma
Reklam