Ülkemizin acı gerçeklerini yüzümüze vurduğun için teşekkürler Livaneli.
Cumhuriyet kurulduğundan bu yana her iktidarı eline alan kendi gibi düşünmeyen insanları susturmaya çalıştı. Atatürk idam ederek, ondan sonrakiler sürgün yada hapishanelerde çürüterek susturmaya çalıştılar. Hiçbirisi başarılı olamadı; susturmaya çalıştıkça sorunu büyüttüler. Ülkenin maneviyatının içini boşalttılar. Günümüze geldiğimizde saygıdan yoksun, ufacık tartışmalarda birbirini öldürebilecek insanların (gençlerin) türemesine vesile oldular ve hepsi suç ortağı.
Selim, Leyla ve Zeynep'in hikayesini çok beğendim. 70'li, 80'li yılların anlatıldığı bir dönem çok güzel şekilde ele alınmış. Düşüncenin suç sayıldığı, okuyanların, yazanların hapse atıldığı -işkencelere maruz kaldıkları- bir dönem.
Kitabı okurken, üniformaların kişiliği nasıl değiştirdiğine tanıklık edeceksiniz. Gücün yanlış ellere geçince nasıl yaşama hakkını insanların elinden aldığını anlayacaksınız. Türkiye'de idam edilebilmeleri için yaşları büyütülen çocukları göreceksiniz. Kendi vatanından zorla koparılıp, yabancı diyarlarda yaşama tutunmak isteyen aileler olduğunu öğreneceksiniz...
Dedemin 90'lı yıllarda yaşadıklarını paylaşmak istiyorum: "Suçsuz olduğu halde hapse girdi sonra sahte pasaportla Almanya'ya kaçmaya çalıştı. Uçağın merdivenlerinde iki sivil polis tarafından yakalanıp hapse atıldı. Hapiste verem oldu, işkencede kaşları söküldü; birçok işkenceye maruz kaldı."
Türkiye'nin acı gerçeklerini yazdığın için tekrardan -bütün kalbimle- teşekkür ederim Livaneli.
Keyifli okumalar dilerim.