"Çünkü Ütopyalılar gökyüzünde seyredebilecekleri bunca yıldız, hatta güneşin kendisi dururken, ölümlü bir insanın minnacık bir mücevherin ya da daha doğrusu bir taş parçasının solgun pırıltısına kendini bu denli kaptırmasına sahiden hayret ediyor. Ya da giysileri incecik yün ipliklerle dokunmuş diye bir insanın diğerlerinden daha soylu olduğunu düşünecek kadar çılgın olmasına bir anlam veremiyor. Sonuçta bu yün ne kadar ince olursa olsun vaktiyle bir koyunun giysisiydi, hala da öyle, daha matah bir şey değil. Altına da çok şaşırıyorlar; çünkü tamamıyla işlevsiz bir metal olduğu halde yeryüzünün bütün halklarınca insandan bile değerli görülüyor. Öyle ki, bir kütükten daha duyarsız, aptallığı ile ahlaksızlığı atbaşı giden mankafa bir adam sırf şans eseri yığınla altını var diye onca bilge ve onca iyi insanı hizmetinde çalıştırabiliyor."
"Hiç kuşkusuz çok farklı bir yola gözü kapalı fırlamayı kafasına koyan insanlar, kendilerini geri çağıran ve gittikleri yolun tehlikelerini gösteren insandan asla hoşlanmazlar."