Bazen insan kendini hayali parmaklıklar ardında nefes alış verişlerini düzenlerken buluyor. Parmaklıkların diğer tarafında kalanlar o kadar çok şey söylüyor ki kimi neyi dinleyeceğini bilemiyor. Yetmezmiş gibi kendi ruhunda yankılanan cümleler birer fısıltının dışına çıkamıyor. Onlarca silüet, onlarca ifade zihnine takılıyor ve her geçen gün bunlar büyük yığınlar oluşturuyor. Herkes birbirinin bilinçaltına ufak ya da iri imzalar atıyor. Dünya dönmeye devam ediyor ve de insanlar kötüleşmeye. Uğultulu kalabalıkların yamacında usul usul yürürken huzursuzluk doluyor insanın soluğuna. Anlayışsızlığın esansını mı yapmışlar acaba? Birbirine bilinçsizce değen bakışlar buz tutuyor ve etrafa harikulade bi soğukluk katıyor. İnsanlığın nesli hızla tükeniyor. Bu tükenişe bi avuç iyi kalmış insan mani olabilecek mi?
Yeniden ölmeye yüz tutmuş insanlık canlanabilecek, dünya tekrardan iyileşebilecek mi?
E...