Hiçliğe emanet edilmiş bir varlık gibiyim. Ne ait olduğum bir yer var ne de dönebileceğim bir yol. Zaman, çürümüş bir iplik gibi ellerimin arasından akıp gidiyor ve ben her ilmeğinde kendi yokluğuma daha sıkı bağlanıyorum.
Günün tüm koşuşturmasından sonra yorulan güneş yavaş yavaş uykuya geçerken gök yüzünü kızılın en alacalı renklerine boyamıştı. Şehirdeki talihsiz kalabalık bir şeylere yetişmek için son nefeslerini harcarken gri renkli yorganını üzerine çeken güneşin gölgesinde herkesin dikkatini ansızın belirlen bir parlak bir ışık çekivermişti. Uzaklarda bir yerde yerden göğe doğru uzanan dev bir bulut ve kendini karanlığa teslim eden günü tekrar aydınlatan bir ışık huzmesi parlıyordu gök yüzünde.
Genesis