Niçin organik hastalıklara yol açan alışkanlıklar tehlikeli sayılıyordu da, ahlak bozukluğunu, caniliği ve deliliği getiren alışkanlıklar üzerinde durulmuyordu?
Neden mikroplu hastalıklara tutulanları tecrit ediyorlardı da, zihni ve ahlaki hastalıklarını başkalarına bulaştıranlara karşı hiçbir tedbir almıyorlardı?
Çağdaş toplumun en korkunç sorununu, yani aylaklığı bir çözüme bağlamaktan uzak bulunuyoruz. bu sorunu; belki de, ancak bir ahlak ve toplum devrimi pahasına çözebileceğiz. bugün için, aylaklığa karşı savaşta; kanser ve akıl hastalıkları karşısında olduğumuz kadar yetersiz ve güçsüz bulunuyoruz.
Fethetme tutkusu, insanlara ve çevreye göre başka başka biçimler alır. bu tutku, bütün büyük serüvenlerin esinleyicisidir. Bu tutkuyladır ki ; Pasteur, tıbbı yenileştirmeğe, Mussolini büyük bir ulus meydana getirmeye, Einstein bir evren oluşturmaya yönelmiştir. Çağdaş haydutları hırsızlığa, adam öldürmeğe, toplumu mali ve iktisadi alanda sömürmeğe sürükleyen de bu tutkudur. bu tutku; hastaneler, laboratuvarlar, üniversiteler, kiliseler kurar. insanoğlunu varlığa ve ölüme, kahramanlığa ve cinayete sürükler.