Küresel çetenin ya da Alice Bailey’nin deyimiyle “Dünya Efendilerinin” analiz kurumu olan RAND, 2005’te “Civil Democratic Islam: Partners, Resources and Strategies” adında bir rapor yayınlar. Yanıt adından da belli olacağı üzere; Müslüman ülkelerde kimlerle işbirliği yapabileceklerini, kimlerin kendi çıkarlarıyla uyuştuğunu, kimlerin suyuna gidilip kimlere karşı gelinmesi gerektiğini içeren bir yol-yöntem haritası çizerler. RAND’ın 2005’te yayınladığı bu raporu bir inceleyelim bakalım.
Raporda en çok selefi/cihatçı gruplar ve tasavvufçular (sufiler) üzerinde durulur. Selefi/cihatçı gruplar dediğim işte bu El Kaide'dir, IŞİD'dir, veya diğer potansiyel radikal dinci gruplardır, bunlara üye olabilme potansiyeli taşıyan kandırılmış ve gözü dönmüş cahil, cani kalabalıklardır. ABD'nin bu selefiler üzerindeki tutumu özetle şudur: Kullan, at. İşin bu raporda bahsedilmeyen (aslında üstü kapalı olarak ima edilen) kısmını anlatayım size, ABD'nin kafa kesici selefilere karşı tutumu şudur:Bu köktendinci arkadaşlar muhakkak ki oradan buradan piyasaya çıkacaktır, bunu önleyemezsiniz. Çıkan bu radikal dinci grupları sen silahlandır, sen organize et, yer yer geldiğinde sür sahaya, istediğin noktaya Allahuakbar nidalarıyla saldırsınlar. Fakat destekte fazla ileri gitme, toplumun çoğunluğuna yayılmalarına izin verme, yoksa bu işin önünü alamazsın. Zira bu elemanlar manyak oldukları için zapt edilmeleri zordur. Sağları solları belli olmaz. Ayrıca küreselleşme karşıtı oldukları için de toplumun çoğunluğuna yayılmaları işimize gelmez, o sebeple sadece kısıtlı güce sahip olmalılar. İstediğimiz bölgeler karıştırabilecek kadar ve medyada vahşetlerini gösterecekler, pozlar verecek kadar güçlü olmaları yeterlidir. Yani bu adamlar elbette desteklenir, fakat görüşlerinin toplumun çoğunluğuna