Şükriye Özoğuz

Şükriye Özoğuz
@Ares211
Kalabalık mı?...Insan kalabalığından nefret eden;kitap kalabalığında kaybolan...
"...Umut hep var.Keder gibi umut da bir gelip bir gidiyor ama asla yok olmuyor.Hangisinin daha zalim bir sevgili olduğundan emin değilim..."
Reklam
"...Fransız hükumetinin bir temsilcisine oldukça küstah bir tavırla,"Suriye ve Arabistan'ı alabilirsiniz"diyordu,"Ancak,Türkiye'den uzak durun.Biz her ulus gibi kendi sınırlarımızdan bir karış fazlasını istemiyoruz,ama bu sınırlardan bir karış azına da razı olmayız..."
"...Bir koltuğa gömülmüş olan Mustafa Kemal,kurşini paltosunu omuzlarına sarmış,astragan kalpağını alnına eğmiş,çenesi göğsünde,yüzü kül renginde ve çizgili,bakışları ifadesiz,sessiz ve hareketsiz oturuyordu.O,ordusu olmayan bir kumandandı:Para,güç ya da iktidar araçlarından herhangi birine sahip olmayan bir geçici hükümetin başkanıydı.Oysa,Türkiye'yi yabancılardan kurtarıp bağımsız ve büyük bir ülke yapmak için ne güzel planlar yapmıştı.Ama ülke şimdi iç savaşla parçalanmıştı ve hâlâ yabancıların pençesindeydi.Uğruna mücadele ettiği her şey,bütün o güzel planları küle dönüşmüştü.Kendisi de,idama mahkum edilmiş ve başına ödül konulmuş bir asiden başka bir şey değildi. Dışarıda karanlık basmıştı.Akasya ağaçlarının ötesinde,batıdaki dağların koyu gölgelerinin üzerinde uzanan gökyüzünde, çok alçakta yeni ayın gümüş hali görünüyordu.Aşağıdaki çiftlikte,büyük boz kurt köpeği,Karabaş,aya doğru uluyordu. Mustafa Kemal bu sesle kendine geldi,bir kurt gibi silkindi ve sert bir sesle konuştu.Ankara'nın Bozkurt'u homurdanmıştı. Ayağa kalktı.Dövüşecekti.Çaresizliğin pençesinden kurtulmuştu.Capcanlıydı,içi coşkuyla titriyordu.Bu ruh hali bütün odayı sardı ve diğerlerini de yeni umutlarla doldurdu.Öncelikle derhal gölgeleri ortadan kaldıracak bir lamba getirilmesini istedi.Arif'in,kurmaylarının,emirlerini uygulayacak birilerinin çagırilmasinı emretti.Birinin de mangaldaki sönmüş ateşi canlandırmasını emretti.Dovüşecekti.Türkiye'yi her şeye rağmen kurtaracak,onu büyük ve özgür kılacaktı."
"...Alman generali yüksek sesle: Türk birlikleri hiçbir işe yaramaz.Bunlar sadece kaçmasını bilen hayvan sürüleridir.Doğrusu onlara kumanda eden hiç kimseye gıpta etmem."diyordu. Mustafa Kemal şimşek gibi Alman'a doğru döndü,gözleri kızgınlıkla alevlenmişti,tüm vücudu bu öfkeyle titriyordu. "Ben de bir askerim dedi.Bu orduya kumanda ediyorum." Sesi Türklere olan tutkulu inancıyla titreyen bir trampet gibi tınlıyordu. "Türk askeri asla kaçmaz.Geri çekilme sözünün ne olduğunu bile bilmez.Siz,generalim,eğer Türk askerinin koştuğunu görürseniz,bunu ancak kendiniz kaçarken görmüş olmalısınız.Kendi korkaklığınızın suçunu Türk askerine yüklemeye nasıl cesaret edersiniz!"
Sayfa 79·Kitabı okudu

Şükriye Özoğuz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·344 syf.·
2019 12. kitabı
Jean-Luc Bannalec
7.2/10 · 399 okunma