Alp

Alp
Photographer
İstanbul üniversitesi
İstanbul
35 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Ekmek şarap sen ve ben bir de sabahın dördü dışarda kar odamız ılık gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığınıkıskandım Gogen’i Tahitilim terlemiş vücudunu silerken cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum güneşi doğurmuştu ölü cisim martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında nefesin vücudumu yakıyordu yer yer sam yelim sahra-i kebirim kahrettim her şeye o gün babanın şarap çanağına, Gogen’e, kadere, sana, bana, bir de gittiğin arabanın tekerinene diyordum arkadaş…. diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim ama içerken düşünmem neden içiyorum diye daha sonra yaparım hayatın felsefesinisırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni bazen kadın hamamında tellak…. bazen Christoph Colomb Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi…. bir kere Aristo’nun hocası olmuştum ona verdiğim dersle gurur duymuştum
İnsan ve Duygular
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum şehre inerim bir sinema yağmura çalar otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür. -senegalliler dahil değil sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin -yoksa seni rahatsız mı ettim? sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim elbette gayet rasyoneldir attan atlamak -freud diye bir şey yoktur. sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün. -haydi iç de çay koyayım. -ah muhsin ünlü-
Aşk
işte suyumuzu kestiler ama masamda yine bir çiçek bir çiçeğin akşamı elbet bir çiçeğe benzeyecek nasıl güzel nasıl diri bir çiçek dipdiri adamlardan biri bir çiçek evet ben son ve kesin umuduyum bir paket cıgaranın bir köhne câmekanda sararmış alıp içmemi bekleyecek sonsuz bir camekânda başlangıçsız bir çiçek alırım seni tüttürürüm bir gün güzel tütün söyle kim var bunu benden daha iyi bilecek ey kalın duman gün senindir kim var senden daha doğru tütecek ben gelirim seni alırım büyük alanlara gideriz seninle ben o kavruk biçim bir de o diri çiçek ne sandın bütün alanlar bizimdir biziz ne varsa kalan, biziz ne varsa gerçek işte suyumuzu kestiler bu bir eylüldür ey teşrinievvel geleceksin intihar özlemleri de kıraçlar da gelecek nerden baksan bir bütün hüznümüz nerden baksan sonunda o diri çiçek ki hüznü bir mavilik duygusuna bozar gideriz biz çünkü biliriz yılkılarımız serin yaylalarda üreyecek yağmurlar yağar o serin yaylalara çünkü serin yaylalarda otlar büyüyecek bir çiçek bahçesinin elinden tutarız biz, biz olmasak kim ne kim pundunu bulup paralara kötü pazarlıklara böyle sövecek
Şiir
seni sevmek, felsefedir kusursuz. imandır, korkunç sabırlı. ip'in, kurşun'un rağmına, yürür pervasız ve güzel. sıradağları devirir, akan suları çevirir, alır yetimin hakkını, buyurur, kitabınca… gün ola, devran döne, umut yetişe, dağlarının, dağlarının ardında, değil öyle yoksulluklar, hasretler, bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır, bir tek zeytin dalı bile yalnız… sıkıysa yağmasın yağmur, sıkıysa uyanmasın dağ. bu yürek, ne güne vurur… -ahmed arif-
Şiir
yalnızlıktan saklandığım o kalabalık aşk dağınıklığında hiçbir düşe denk gelmedi aklım duvar, tasvirine taşımış sus bir kadını masanın üstünde darmadağın bir kent radyodan taşıyor şarkının dalgaları pencerede daha doğmamış sabahın suskunluğu bir günaydın katlayıp koymuşum dilimin cebine
Şiir