Geçmedi yâre sözümüz,
Yollarda kaldı gözümüz,
Yere çalındı yüzümüz,
Böyleymiş kara yazımız.
Çiçekler açılmaz oldu,
Pınarlar içilmez oldu,
Yår bize bir gülmez oldu,
Böyleymiş kara yazımız.
Bu bahtımızın işidir;
Bu her işlerin başıdır:
Yâr başkasının eşidir,
Böyleymiş kara yazımız.
Yalnız ona yår demiştik,
Onda bir şey var demiştik,
O bizi anlar demiştik,
Böyleymiş kara yazımız.
Hey gönül gene bu gece
Kederin geceden yüce;
Gel susalım beraberce:
Böyleymiş kara yazımız.
bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan kendine olan güveni kadar
genç,
Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
Bezginliği kadar yaşlıdır.
Üzülme değmez diyenlere Cemal Süreyya
çok güzel cevap vermış;
"Üzülme değmez"
sözünü duymaktan sıkıldım.
Değmeyenlere zaten üzülmem.
Üzüldüğüm şey; Değmeyenlere yüreğimin değmiş olması..
Ücret köleliği her şeyı zehirlemiş, aradaki tüm köprüleri bombalamamış mıy-dı? Sınıtlar arası kavgayı, emekle sermayenin arasında süregelen o uzun soykırım savaşını, kin ve öfkeyi esinleyen de oydu...
Bencilliğin sebep olduğu bu anlaşmazlık, eşitsizliğe dayalı top lum yapısının o korkunç zulüm içinde insanı birbirlerine kırdıran kurtlar haline getiren de oydu... Sefaletin başka bir sebebi yok-tu; hırsızlık, adam öldürme, fuhuş gibi yıkıcı sonuçlarıyla açlığı besleyen o kötü mayanın ta kendisiydi ücret köleliği...