Patronun bu acımasız tavrıyla, işçiler kişisel özgürlerinin kalmadığından yakınmaya başlamışlardı. Fabrika dışında bile davranış ve düşünceleri sıkı bir denetim altında tutuluyordu.
Aralarında yalaka, sallabaş olanları, hatta belki de ispiyonculuk edenleri yönetimin gözüne giriyor, gururlu ve başına buyruk olanlarına ise "tehlikeli şahıs" damgası vuruluyordu.
Büyük bir çoğunluğun, diğerlerinin bencil zevkleri uğruna tükettikleri, hor görülen, aşağılanan emeğin giderek değerini yitirişi, zehirlenişi, bunun sonucu olarak ortaya çıkan o korkunç sefalet ve onun korkunç meyveleri olan hırsızlık ve fahişelik de bu vıcık vıcık çamura batmış olan caddelerde kol geziyordu.