Geceleri etimi dağlayan, gözlerimi mühürleyen bir karanlık var; yaşamla ölüm arasındaki Araf’ı bana yurt ediyor.
Bu gama bir derman var mı?
Nefes almaya kalktığım her an, parmaklıkları azapla titreyen bir zindanda buluyorum kendimi.
Ölüm mü?
Arzularımı kamçılayan bir cellat gibi karşımdadır.
Ve biz, burada, birbirimize bakarız.