"düşünce şüpheyle başlar. düşünce, tezatlarıyla bütündür. zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir?" (jurnal, 24.7.1964)
"bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. kitaplar tuğla oluveriyor birden. dostlarımın sesini tanımıyorum. varlığım bir tele asılıyor. bir kâbus bu, bir hastalık. gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm..."
"yirmi şu kadar yıllık hayatımda bir tek ferahlatıcı hatıra yok. Âdeta oradan ayrıldıktan sonra yaşamağa başladım. Beşik değil mezar..." (Jurnal 14.1.1964)