İslam aksiyonu ise, yaratıcı- insan- evren arasındaki sulhu getirmek ve hayata ebedi barışın kanadını germek, anlamın en yaşanılabilir sevincini aşılamaktır.
İlim alanında da cebir yine islam medeniyetinin getirdiği bir ilim dalı ve bütün müsbet bilgilerin lisanıdır. Cebir dili olmasaydı, Batı fizik kimya alanına bugünkü başarılarına ulaşamayacaktı. Bugün batı sanatı da birçok alanda soyuta yönelmiştir. Fakat soyutun asıl sahibi ve hayatla ilişiğini kestirmeyeni, realiteye varoluş hakkını tanıyan İslamdır.
Soyut resmin önderleri Klee, Mondrian ve Kandinskyin doğu ve İslam kaynaklarından yaralandıkları biliniyor. Picasso'nun hattatları inceleyip Kuran yazısını öğrenmeye başlaması ve islam yazısı dersini alıp hazırlayacağı tablolardan bir sergi açmaya niyetlenmesi, bu soyut resim anlayışının iyi bir gelişmesi ve sonucudur. Biz tiyatromuzu orta oyunundan, sinemamızı soyut sinema olan Karagözden, resmimizi de minyatür, hattatlık, çinicilik motifleri, tezhip sanatlarıve modern soyut resim sanatımızdan çıkaracağımıza nedense sağcı çevrelerede bile soyut resme karşı figüratif resim tutuldu.
Türkiye'nin dışında islam ülkelerinde de çok defa islam önderlerinin aynı zamanda tanınmış edebiyatçılar olması olağan görülmektedir. İkbal büyük bir düşünür olduğu kadar büyük bir şairdi de. Seyyid Kutup ise din ve sosyoloji bilgini, sadece bir aksiyoncu değil, bir edebiyatçı ve edebiyat bilginiydi.
İslam da, geldiği zaman, Yedi Askı şairlerini gölgede bırakan, şiirlerini pörsütüp Kabe duvarlarından indirten bir söz ve belagat mucizesiyle geliyordu.