Duyguların bile nasıl olması gerektiği belirlenmiştir: İnsan neşeli, hoşgörülü, güvenilir, azimli olmalı ve herkesle iyi geçinmelidir. Böylesine katı bir biçimde olmasa da eğlenmek de rutin hale dönüşmüştür. Kitaplar kitap kulüpleri, filmler film dağıtıcıları ve sinema sahipleri tarafından bunların finanse ettiği reklam sloganları aracılığı ile seçilir ve duyurulur. Bunların dışındaki her şey de benzer biçimde yapılır. Arabayla yapılan pazar gezintileri, televizyonun izlenmesi, iskambil oyunları ve düzenlenen partiler. Doğumdan ölüme kadar bir pazartesinden diğer pazartesine, sabahtan akşama kadar insanın yaptığı her şey, önceden belirlenmiş, üzerinde fazladan düşünmeden otomatik olarak yapılan şeylerdir. Böylesine otomatikleşmiş bir düzenin ağına düşen bir insan, insan olduğunu, eşi benzeri olmayan bir birey olduğunu, umutları, düş kırıklıkları, üzüntüleri, korkuları, sevgisi, özlemi, yalnızlık ve hiçlik korkusuyla birlikte kendisine tek bir yaşama şansı verildiğini nasıl unutmasın?