Körlük, zamanı ve mekanı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları, gerekse kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuza dek uzanıp giden bir körlükte bulur.
Evrende egemen ola kuram, körlüktür. Körlük, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yan yana bulunabilmelerine olanak tanır. Zamanın artık çekilmez olduğu,taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi, ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir.
…biri ölüp de artık tekrarlayamaz olduğunda söylediklerini, ağzından çıkan her sözcüğü daha bir dikkatle dinlememiş olmayı diliyor insan; başkalarının programları-kim dinliyor ki onları; her biri sadece bir giriş konuşması.
İkimiz de buradayız hala, aynı şekilde yatıyor, aynı yeri işgal ediyoruz, hissedebiliyorum varlığını; değişmedi hiçbir şey aslında, değişti her şey oysa, biliyorum ve anlayamıyorum bunu.