Zaman akıp gitmiş; gençliğini hedefsiz, kişiliksiz bir zevk için harcayıp bitirmişti. Bütün bu yıllar boyunca yaşamında tek bir değişmez nokta, tek bir hedef olmuştu: yazmak istiyordu, yazar olmak istiyordu.
“ Ömrümüz fazlasıyla uzun, bu hem çocukluk, hem gençlik, hem de olgunluk çağımız için böyle. Bunun sonrasında sıkıntılar, çileler bizi bekliyor olacak. O sona doğru gidişin upuzun dramı hiç bitmeyecekmişcesine ağır aksak ilerleyecek, hayatı ne kadar kendini beğenmiş biri olarak yaşamışsan o kadar uzun sürecek bu son perde, 20. yüzyılın asıl modernitesi. Başka bir değişle benim ömrüm” diye ekledi Profesör Andersen.