Yaşamak istediğimiz şeyle yaşamın çoğunu ele geçiren gündelik koşturmacalar arasında yüreklerimizde bir çatlak oluşur ve bir sürgünün toprağından koparılışı gibi insanı mutluluktan ayırır.
Rekabetin ve bireyselliğin kanını kuruttuğu bir dünyanın altında ezilmiş gibiyiz; daha insanca bir zamanın antik kalıntılarını barındıran insanlar arasında ne duygulara yer var artık ne de diyaloğa